Köşe Yazıları

DUYGUSAL BOŞLUK / AÇLIK

Duygu Nedir?

Duygular, insanı insan yapan temel özelliklerden, ruhun yapıtaşlarındandır.

Neden Duygusal Boşluğa Ya Da Açlığa Düşeriz?

Kendi merkezimizden uzaklaşıp öz enerjimizle bağlantımızı kaybettiğimiz için duygusal boşluğa düşeriz. Bu noktada kişi hem kendi ruhunun sesini duyamaz hale gelir hem de bireysel farkındalığı körelir.

Duygusal Boşluğun Ve Açlığın Etkileri Nedir?

Her duygu bir enerji olduğu gibi bu enerjilerin bedende temas ettiği noktalar da vardır. Örneğin öfkeyi ele alalım. Bir insana ya da herhangi bir duruma öfkelendiğimizde kesik kesik ve hızlı nefesler alıp vermeye başlarız. Bunun sonucunda mide ve göğüs bölgesindeki enerji noktalarımızda dalgalanma, kopukluk ve tıkanıklık meydana gelir. Bu tıkalı enerji bedenimizde uzun vadeye yayılırsa iştahsızlık, uykusuzluk, alkol ve madde bağımlılığı gibi durumlar gözlenebilir. Tabii bu noktalar kişiden kişiye farklılık gösterse de (kilo problemler, aşırı yeme vs.) temelde yaşanan durum ortaktır: Kök enerjinin, auranın dalgalanması.

Peki Duygusal Boşluk ya da Açlık Dediğimiz Bu Durumun Temelinde Yatan Şey Tam olarak Nedir?

Duygu dünyamızın dalgalanmasının temelinde yatan şey, farkındalığın oluşmamasıdır. Kişi kendi ruhunun, düşüncelerinin, enerjisinin ve bütünlüğünün farkında olmadığı zaman zihnindeki düşünce hatalarının içinde kaybolur. Örneğin, kişi olumsuz gibi görünen bir durum yaşadığında farkındalık seviyesinde olmadığı için yaşadığı durumla düşünce boyutunda savaşa girer: “Böyle olmamalıydı, şöyle olmalıydı, böyle olmalı…” Temelde yatan şey ise tam olarak şudur: “Düşünce hatası”. Sonucunda kişi kendi merkeziyle olan bağlantıyı yitirmiş olur.

Farkındalık seviyesi yüksek olan bir kişiyse, düşünce hatalarının içinde kaybolmak ve düşünceleriyle savaşmak yerine, kendi merkezinde, ruhunun kabuğu içerisinde kalarak yaşadığı duruma ve düşüncelere izin verir. Kişi öfkeli midir? Öfkeye izin verir, seyirci kalır ve bunu hem kendine hem de karşısındaki insana bir zarar vermeden, farkındalık penceresinden bakarak dönüştürür.

Kendi Merkezimizde Kalıp Duygusal Boşluğa / Açlığa Düşmemek İçin Ne Yapmamız Gerekir?

İlk olarak duygusal boşluğun ve açlığın aynı madalyonun farklı iki yüzü olduğunu anlamamız gerekir.

Duygusal boşlukta;

  • Farkındalık yoktur.
  • Bilinçli bir seçim yoktur. Kişi rüzgârda savrulan bir yaprak gibidir.
  • Kişiye, duruma ya da duygulara köklenme olmaz. Kim nereye çekse oraya gidebilir.

Duygusal açlıkta;

  • Farkındalık yoktur.
  • Seçim vardır fakat temelinde tatminsizlik yatar.
  • Kişilere, durumlara ve duygulara bağımlılık vardır.

İkinci olarak –meli-malı’lardan arınmamız şarttır. Duygusal boşluğun “düşmemeliyim” noktasına her odaklandığımızda, o noktanın enerjisini, yani temelde yatan düşünce hatasının enerjisini canlandırmış oluruz ve hayatımıza yeni düşünce hatalarını çekeriz.

Üçüncü olarak kendimizin, düşüncelerimizin, duygularımızın farkında olmamız gerekir. Yani, bireysel bütünlük dediğimiz, kendimizle olan bağlantıyı kuvvetlendirmemiz şarttır.

Nefes aldığımız müddetçe gelişip dönüşecek olan farkındalığımızla ne kadar bütün olursak, deneyimlerimiz ve duygu dünyamız o kadar ışıltılı olur. Bunun için meditasyonu hayatımızın merkezine alabiliriz. Tabii bu pratiği daim kılmak için de istek, sürdürülebilirlik ve disiplin şarttır.

Tüm bunların sonucunda;

  • Deneyimlerimizi tanımlama şeklimiz değişir.
  • Tanımlama şeklimiz değiştiğinde ruh ve beden bütünlüğü dengede kalır ve kendimizi boşlukta hissetsek dahi her durumun geçici ve sürecin bir parçası olduğunu bilerek farkındalık penceresinden bakmaya ve yol almaya devam ederiz.

Durup düşünelim. Duygu dünyamızda bizi rahatsız eden noktalar var mı? Varsa bu noktaların temelinde hangi düşünce hataları yatıyor olabilir?

Mucizeler aksın kalbinize…

Spiritüel Danışman & Yazar : Can Perimcek

Editör: Özge Nur Küskün

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı