Köşe Yazıları

Fedakârlık beni mutlu ediyor mu?

Bizim kültürümüzde sıkça altı çizilen bir özelliktir fedakarlık. Kendi ihtiyaç ve haklarımızdan
önce başkalarının gereksinimlerini ön plana koyduğumuz durumlarda fedakarca davranırız.
Yakınlarımızın hatta bazen bize yakın olmayanların da isteklerini ‘Bunu yapmak benim için o
kadar da zor değil’ diyerek yaparız. İç sesimiz bizi hayır demekten alıkoyar. Bencil
görünmekten endişe ederiz, hayır demeye çekiniriz ya da kendimizi daha yeterli gördüğümüz
için o isteği karşılamak bizim için daha kolaydır. Ben çabucak hallederim der ve işe
koyuluruz. Fedakar insanlar genelde başkalarının yardıma ihtiyacı olduğunu gördüğünde
kendini tutamaz ve öne atılır. Ancak fedakarlık yapmak demek her zaman bunun karşılığını
alacağımız anlamına gelmez. Kendisini çok fedakar olarak tanımlayan insanların ne yazık ki
sıkça değerinin bilinmediğinden, yaptıklarının görülmediğinden şikayet ettiğini duyarız. Her
zaman birilerinin yardıma ihtiyacı olacaktır, bizden bir şeyler isteyen birileri her zaman olur
çünkü başkaları için yapacaklar hiçbir zaman bitmez. Bu yüzden herkesin işine koşturanlar
günün sonunda tükenir, öfkelenir…
Fedakarlığın tüketmesinin en büyük nedeni, tüm gün verici bir durumda olmamızdır.
Adeta tanrı rolünü üstlenmiş oluruz. İnsan olduğumuzu unuturuz. Sanki en güçlü bizmişiz
gibi başkalarının da sorumluluğu bizim omuzlarımıza biner. Birden günümüzün çoğunu
kendimize harcamadığımızı fark ederiz. Eşler, çocuklar, sevgililer, kardeşler, arkadaşlar
kısacası bizim kadar yeterli olmadığını, bu yüzden desteğimize ihtiyaç duyduğunu
düşündüğümüz herkes zihnimizi işgal eder. Zihnimizde bize çok az yer kalır. Başkaları adına
düşünmeye, kaygılanmaya başlarız. Bu kaygı kontrol etme isteğini de getirir. İşte tam burada
sorun daha da büyür. Endişe ve kaygı sorunları, müdahalecilik de yanında gelmiştir. Aşırı
fedakar olan insanlar bazen kişilerin kendine neden kızdığını, neden karşıdakinin yardıma izin
vermediğini, kendisine kötü davrandığını anlayamaz. Bunun sebebi siz kendinizi tanrı rolüne
koyarken aslında karşıdakinin gücünü küçümseyip, görmediğiniz içindir. Siz her şeyi
üstlenirken karşıdaki kişinin sizden bunu isteyip istemediği bir soru işaretidir. Sizi yoran
fedakarlığınızın anlaşılmamasının sebeplerinden biri, karşıdaki kişinin bunu aslında sizden
istememiş olması olabilir…
Peki bu işin dengesini nasıl bulabiliriz? Fedakarlık yaparken önemli olan kendi
ihtiyaçlarımızı da gözetmemizdir. Verdiğimiz ödünlerden sonra eksiklik, yoksunluk
hissediyorsak, insanlara kızmaya başlıyorsak ve bunun haksızlık olduğunu düşünüyorsak o
davranış bizi mutlu etmiyor demektir. Birileri sizden bir şey istediğinde ya da başkaları için
bir şey yaparken düşünün;
-Benden istediği şeyi gerçekten kendisi yapabilir mi?
-Bu durumla kendisi başa çıkabilir mi?
-Bu duruma müdahale etmem ne kadar gerekli?
-Onun isteğini kabul etmek, evet demek bana nasıl hissettirecek?
Bu soruları olabildiğince adaletli ve gerçekçi cevaplamaya çalışın. Karşıdakinin gücünü göz
önünde bulundurmaya özen gösterin. Unutmayın kendimizi yok saydığımız, görmezden gelip
başkalarını ön plana koyduğumuz zaman bizim ihtiyaçlarımız karşılanmamış olur. Hepimizin
saygı, sevgi, güven gibi ihtiyaçları, günlük hayatta sorumlulukları ve yapacak işleri var. En
nihayetinde hepimiz insanız ve her yere yetişmek mümkün değil. Hayatınızın başrolünü
kendinize verin…
Etiketler
Daha Fazla Göster

Nurhayat Tütüncü

Klinik Psikolog -Terapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı