Köşe Yazıları

Modern Çağın  Ruh Emicileri; Siber Zorbalık ile Nasıl Mücadele Ederim?

Pandemi sürecinin etkisini bariz hissettiğimiz alanlardan biri şüphesiz sosyal medya oldu.Sosyal medyanın erişim ağı genişlerken bir takım problemleride beraberinde getirdi.

Dönemin tartışmasız en sevilen platformu İnstagram! Gün geçtikçe artan kullanıcı ağı ve sürekli güncellenen içerikleri ile kendisini sosyal hayatımızda sağlam bir yer edinecek kadar sevdiren bu platform kabul edelim ki bağımlılık haline gelmiş vaziyette.

Eriştiğim kitle arttıkça dayatma uygulama ve linç girişimlerinde bulunma konusunda hatırı sayılır bir kitleye ulaşmış olmam kaçınılmaz oluyor. Mevzu bahis linç olunca –biz şuna modern çağ adı ile ‘’Siber Zorbalık’’ diyelim- teknolojiyi araç bilerek kişiyi taciz etmek için yapılan  hedef gösterici paylaşımlar epey yaygınlaştı. İnternet ve sosyal ağ kullanımı en olumsuz hali ile nasıl sergileriz diye sorsalar verecek birden fazla cevabımız olduğuna bahse girerim.

Siber zorbalığın bir çok derecesi bulunuyor. Yapılan araştırmalara göre her 4 çocuktan 1’i siber zorbalığa maruz kalıyor. İşi dahada kötüsü 6 çocuktan 1’i de bilerek yada bilmeyerek siber zorbalık eyleminde bulunduğunu itiraf ediyor….Elbette konu çocuklar olduğunda psikolojik bir destek alıp belirle mecralara başvurmak önem taşıyor .Bugün kendinizi içinde bulacağınız konunun  ise yetişkin bir bireyin sosyal medyada var olma sürecinin olumsuz etkileri ile nasıl başa çıkacağınız konusunda yol gösterici olmasını temenni ediyorum….

Sık sık sosyal medya tacizlerine maruz kalan biri olarak 2 seçeneğim vardı ; Sosyal medya ağımı daraltabilir yada bağımı tamamen kırabilirdim, yada tüm bu linç girişimlerini ‘’Sevgili eleştirilen Ben , seni sevgi ile kucaklıyorum’’ diyebilirdim. Ben tercihimi 2. Seçenekten yana kullandım .Sizlerden eleştiri okları elinize yüzünüze gelirken keyif alın demeyeceğim fakat  yüksek eleştiri faktörü ile mücadele etmek elini yüzünü yastığa koyup an gelmekten iyidir şeklinde minik bir öneride bulunacağım

Şimdi kahveni al gelde sana bu ruh emicilerle nasıl mücadele edeceğine dair birkaç ipucu vereyim…

‘’Eleştiri’’ adı altında maruz kaldığın ,ruhsal ,duygusal ve fiziksel bağlamda sana utanç kaybı, uyuyamama hatta ve hatta karın ağrıları yaşatabilecek bu sürecin sona ermeyeceğini kabullenmeni isteyeceğim önce. Seçeneklerden cazip olanını uygulayarak başlayabilirsin o çıkış noktasına veyahut kendi seçeneğini yaratabilirsin.

Herkes senin çizdiğin imaj üzerinde söz sahibi olduğunu düşünüyor olabilir, hayatının temel karakteri olduğunu kimse için kendin olmaktan vazgeçmeyeceğini benimsemelisin.

Kilon boyun aknelerin yada ürettiklerin bir başkası için fazla yada yetersiz olabilir. Her  yeni güne kendini severek başlamayı alışkanlık haline getir. Sağdaki güzel kadın senin bir erkeğe göre çelimsiz olduğunu, soldaki erkek ise bir kadın olarak olması gereken kilonun üzerinde olduğunu belirtebilir .Sen sağında ve solundaki bireyleri memnun etmek için dünyaya gelmedin. Hayat birilerini memnun etmek için çok kısa.

Muhtemelen hala birilerini paylaşımlarının altına yazıp çiziyor değil mi? Konu karşı tarafın kendisini yeterli görmemesi ve ‘’yerinde olsaydım’’lı kabullenemeyişler olabilir. Ne yani ışıltını ayağına takılan bir taşın söndürmesine izin mi vereceksin?

Birileri yaptığı işlerle işlere ve sergilediklerine kılıf bulmaya devam edecek. Konfor alanını terketmeyip tek yapabildiği yerli yersiz eleştiri olan bu bireylerle bir mücadele vakfı ne yazık ki kurulmayacak. Sana daha iyi bi teklifim var ;Neden ‘’umursamama’’ gücünü geliştirmiyorsun? Sencede harika bir pratik yolu değilmi!

Ürettiğin her içerik için onay beklemeyi bırakmalısın. Çok fazla beğeni toplaman yaptığın işin mükemmel olduğunu, neredeyse hiç dikkat çekmemesi ise o işin berbat olduğu anlamına gelmez. Ya hiçbir şey üretmeseydin? Bu çok daha korkunç olurdu.

Destek görebilmek nefis bir hissiyat fakat konu sosyal medya olduğunda destek görmek ütopik bir fikir olabilir. Bu ortamda bir ‘’en iyisi’’yarışı olduğunu göz ardı etmemelisin.Yerini sevmediysen yerini değiştirecek kadar hareket edebilirsin ama bunun bir ‘’mükemmeliyetçilik’’ kavramına dönüşmesine izin  vermemelisin.

Sosyal medyada gördüklerin gerçek ciltler,gerçek vücudlar ve gerçek hayatalar değil…Sana eleştiri oku fırlatan kişi muhtemelen şu an sivilcelerini inceliyor yada selülitleri için evde yapabileceği basit formüllerden bir kaçını listelemekle meşgul. Kusursuzu aradıkları yer sen olabilirsin lakin kusurlarını perdelerken acımasız davranan insanlar için bir araç olmadığını bilmelisin. Acımasız yorumları affet.Bu sahip olabileceğin en iyi kusursuzluk..

Söyleyeceklerim bunlarla sınırlı değil fakat görüyorum ki kahven bitmek üzere…

Yani işin aslı neyi seviyor isen ‘’0’’ olman ,neyi benimsedi isen ‘’O’’nu sergilemekten korkmaman. Hayat neyi mi seviyor? Cesareti ile kendisi olabilenleri. Birde unutmadan ;hala eleştiriliyor isen konuşulmaya değecek işler yapıyorsun demektir!

Kendin olmaktan vazgeçme…Sevgiler sevgili yol arkadaşım

 

 

 

 

Daha Fazla Göster

Seda Topak

Influencer

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı