Köşe Yazıları

Sevgi hakkında doğru bildiğiniz şeyler doğru değilse?

Sevmenin önemini ve yüceliğini vurgulayan hikayelerle büyüdük bir çoğumuz. Her yerde anlatılan konuşulan şey sevgi iken sevgiden anladığımız insandan insana farklılaşabiliyor. Hepimiz kendi penceremizden, sevginin ne olduğuna inandığımızdan yola çıkarak başlıyoruz sevmeye. Peki sevgi nasıl bir şey? Seven insan nasıl davranır?

Öncelikle bizim dilimizde sevgiyi ve aşkı anlatmak için birden fazla kelime var. Sevgi
başka, aşk başka, sevda başka hatta kara sevda bambaşka. Liste böyle uzayıp giderken haliyle
kafa karışıklığı oluyor. Bir çoğumuz sevmenin zor, aşkın duygusal iniş çıkışları bol, gözleri
kör eden bir duygu olduğuna inanıyor. Seven insan ne yapmaz, beni sevseydin bana bu
şekilde davranırdın, sen beni sevmiyorsun çünkü benim istediğim gibi davranmadın cümleleri
size ne kadar tanıdık geliyor? Birini sevdiğimizde ilk başlarda her şey güzel gibi görünürken
zamanla kendi sevme kalıplarımıza karşımızdakini uydurmaya çalışırız. O, bu kalıplara
uymadığında bizi sevmiyor gibi gelir. Halbuki herkesin sevmekten anladığı, sevmek diye
bildiği şey aynı değildir. Bizim sevme anlayışımızı temelde çocukluktan itibaren nasıl
sevildiğimiz , nelere özlem duyduğumuz belirler. Geçmişinde yeterince ilgi, sevgi görmemiş
biri sevgiyi sürekli ilgi olarak tanımlayıp, ilişkisinde aşırı fedakâr bir tavır sergilerken,
partneri bu durumu sevgi olarak tanımlamayacaktır. Sizi istediğiniz sıklıkta aramayan biri
bağımlı bir ilişkiden gelip sevgiyi özgür bırakmak olarak algılıyor ve kendince sizi ilişkinin
içerisinde özgür bırakıyor olabilir. Bozulan ilişkilerin çoğunda sevgi konusundaki yargıların
ve inanışların farklı olması yatar. En önemlisi de kişilerin birbirini anlamak ve tanımak için
yeterli süre ayırmamasıdır. Karşıdaki kişiye yaralarımızdan doğru bağlanmaya çalışırız. En
büyük korkumuz ihanetse güven meselesi bizim için asıl noktadır. Suçlayıcı, şüpheci, kıskanç
davranıp tüm bunların sevgiden olduğunu sanabiliriz. Yaramız terk edilmekse sürekli bizi terk
etme ihtimaline karşı kendimizi sağlama almak için her istediğini yapıp kendi sınırlarımızı
ihlal edebiliriz. İlişki biterken anlarız ki sevdiğimiz için yaptığımızı düşündüğümüz şeyler
aslında korktuğumuz için yaptıklarımızdır. Ne yazık ki bunu geç fark ederiz…
Gerçek sevgi acıtmaz, yaralamaz. Sevgi diye sandığımız korkularımız, o korkularla yapılan
davranışlar bizi yaralar. Aşk inişli çıkışlı olmak, bizi savurmak zorunda değildir. Karşıdaki
kişi üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığımız, kontrol temelli ilişkilerde sevgi sandığımız şey
aslında sevginin değil, bağımlılığın, problemlerin göstergesidir.
Sevginin ne olduğunu merak ediyorsanız ve gerçekten sevilip sevilmediğiniz
sorguluyorsanız öncelikle sizin için sevginin, sevmenin ve sevilmenin ne olduğuna bir
bakmanızda fayda var. Daha sonra aynı soruları karşınızdaki kişiye de sormanızı öneririm.
Sevmeden ve sevilmekten ne anladığımız gün yüzüne çıktığında sevmeye emek verecek
ortamı yaratmış oluruz. Erich Fromm Sevme Sanatı adlı kitabında sevginin bir duygudan
ziyade bir eylem olduğundan bahseder. Fromm’a göre sevgi bir şeyin içinde olmaktır,
kapılmak değil. İçinde olduğumuz şeyler bizim tercih ettiğimiz, emek verdiğimiz, seçtiğimiz
şeylerdir. Seçimlerimizin bizim kontrolümüz altında olduğunu da eklersek sevgi her şeyin
üzerinde, gönülden emek verdiğimiz bir durum haline gelir. Bu durumda birilerini
suçladığımız, birilerinin bizi yıprattığı, zarar gördüğümüz ya da verdiğimiz zamanlarda
gerçekten sevgiden bahsedebilir miyiz?
Etiketler
Daha Fazla Göster

Nurhayat Tütüncü

Klinik Psikolog -Terapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı