Köşe Yazıları

Sırlarıyla Beraber Bilinen En Eski Mimari Yapı : Göbeklitepe

Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusunda Örencik Köyü yakınlarında bulunan bilinen en eski yapı. MÖ 10.000 yılına ve belki daha eskiye ait yapılar bulunan Göbeklitepe, insanlık tarihinin aydınlanması ve hatta tarihin yeniden şekillenmesi açısından büyük önem taşıyor. Sebebi ise Buzul Çağı’ndan Neolitik Çağ’a geçiş dönemiyle ilgili tüm teorileri yıkması. 20.000 yıl öncesine kadar buzul çağında mağaralara resim yapan avcı toplayıcı insanlar, yaklaşık 12.000 yıl önce mağara duvarına sanatsal çalışma yapmayı bırakmış ve kabileleri sembolize ettiği düşünülen hayvan figürlerini taş bloklar üzerine kabartma olarak işlemişler. Artık Göbeklitepe’nin Stonehenge’ den 7000 yıl , Mısır piramitlerinden 7500 yıl daha eski olduğunu biliyoruz.

UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi‘ne kabulü ve arkeolog Klaus Schmidt’in çalışmalarıyla bilinirliği artan ve dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri olarak kabul edilen Göbeklitepe sırlarıyla beraber dünyada yoğun ilgi görmekte. Şimdi biraz Göbeklitepe’yi bu kadar özel kılan nedenlerden bahsedelim.

İlginç özelliklerinden biri, Göbeklitepe’nin inşasında kullanılan büyük sütunların ve ağır taşların bir araya getirilmesinin, taşıma araçları ve yük hayvanları olmadan taşınmasının neredeyse imkansız olması ki T şeklinde kolları açık insanları temsil ettiği düşünülen taşların ağırlığının 40 ila 60 ton arasında olduğu bilinmekte.

Bu göz önünde bulundurulunca tarihte ilk defa insanların kalabalık topluluklar halinde bir amaç uğruna bir araya geldiğini ve çalıştığını görebiliriz. Araştırmalara göre Göbeklitepe’de ki dairesel yapıların kalabalık toplulukların vakit geçirmesi için inşa edildiğine inanılıyor.

Ayrıca kazılarda henüz ev veya yerleşik bir yapı alanına rastlanmıyor. Onun yerine genel kullanıma açık, çok amaçlı toplanma alanları inşa edilmiş. İnsanların yerleşik hayata geçmeden kalabalık gruplarla ritüellerini gerçekleştirebilecekleri yapılar inşa ettiklerini görüyoruz.

Göbeklitepe’yi özel kılan bir diğer unsursa, insanlık tarihinin sıfır noktasından yükselişini sağlayan tarımın o dönemde yapılmaya başlandığına dair teoriler. Bölgede yapılan araştırmalar sonucu tarımın başlamasına araç olan ilk ürün buğdayın atasının bu topraklarda yetiştiği biliniyor.

Böylece insanlar yerleşik düzene geçmeden toplulukların kullanacağı ortak yapılar inşa etmiş, tarıma başlamış ve belki de inşa ettiği yapıların bir kısmını tarım ürünlerini depolamak için kullanmışlar. Sosyal ve kültürel yapı sandığımızın aksine göçebeyken güçlenmeye başlamış olabilir mi?

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı