Köşe Yazıları

Tarz-ı Hususi

1871’e kadar çiğ çekirdek olarak satılır, evlerde tavada kavrulduktan sonra el değirmeninde çekilirmiş.
☕️ (İlk Türk kahvesi tohumları Eminönü’ndeki ‘‘Taht-u Kale’’de atıldığı içindir ki sokağa adını vermiş: Tahmis Sokak.
Tahmis, kuru kahve demek, tahmisçi de kurukahveci. )
.
☕️
Tahmis sokakta 55 kahvehane peş peşe açılınca müdavimleri artmış, kahvemiz yabancı tacirlerle dünyaya yayılmış. Ama burada bir isim var ki anmadan geçmek olmaz.
Babasından işi devralan Mehmet Efendi…. Kahveyi dibeklerde öğüterek satmaya başlayınca Tahmis Sokak buram buram kahve kokmaya başlamış. ☕️
Kokuya, yeniliğe, emeğe karşı durulamayınca nâmı da başarısı da almış yürümüş. Soyadı kanunu ile soyadları da “Kurukahveci” olmuş.
Üç torun başarıyı uluslararası boyuta taşımış.
Artık 55 üzeri ülke kahvemizi içiyor. .
👇🏻
Kahveyi bahane ettiysek, hatırına detaya girebiliriz.
Atalar 40 yıl hatır biçmişken ben iki satırı mı esirgeyeceğim. 🖌☕️
.
Bazı yöreler kahveyi çay bardağında içiyor.
Egeliler ve Hataylılar bu stile Süvari Kahvesi diyor, Çukurova dolaylarındaki adı Tarz-ı Hususi… Yani kişiye özgü tarz- hususi tarz)
Amaç bol bol içmek, araç ince belli çay bardak.
Farkı nedir derseniz? 👇🏻
.
“Tarz-ı Hususi”de çay bardağı ağzına kadar dolu ve şekersiz, “Süvari” de ise dudak payı bırakılıyor, az köpüklü, az şekerli ya da şekersiz.
.
☕️ “Süvari”nin adı ise Efelerden geliyor. Abiler nargileyi yanında kahvesiz içmezlermiş. Fincan bir yudumda bittiğinden, bol olsun, hemen bitmesin diye çay bardağında isterlermiş.🙋🏻
Sunumu, tarzı nasıl olursa olsun Türk kahvemiz millidir, kahvelerin hasıdır, candır.👍🏻
☕️
.
Şahsen, pek marka ayırımı yapmaksızın, tadına da kokusuna da bayılırım.
(Ama siz maliyeti 1, satışı 15 TL Amerikan kahvelerine, hele de neyi düğü belli olmayan ama lafta ikisi üçü bir arada olanlara çok da fazla para bayılmayın ki mantar gibi türemesinler.
Gerçi suçun büyüğü sistemde…
AVM’lerde onlara tanınan imtiyazlar yerli markalara da tanınsa menengiç, mırra, dibek vs. kahvelerimiz de hak ettiği değeri bulur. Özellikle Avm’lerde bazı firmalara tanınan üstünlükler, ayrıcalıklar belki bir başka sohbet hatta çemkirme konusu. Sistemin ekonomimiz üzerindeki olumsuz etkisini göstermek adına önemli. Yerel firmalarımızın uluslarası firmalarla rekabet edebilmesi için önce bizim sahip çıkmamız gerekiyor.
Mevzu bitmez. Her konu kendi içinde dallanıyor. 👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻👇🏻
Aradan cımbızla, şu “3ü 1 arada” ve nescafe türevlerini çıkarmak isterim.
Ne kadar gereksiz ve zararlı olduğunu bilseniz ağzınıza değirmezsiniz.
Açalım;
Yakılmış kakao, Yakılmış fındık kabuğu, süt tozu, melamine.
Yani aslında kendileri dördü bir aradadır.
Süt tozu dediğin;
sütün kimyasal maddelerle yakılarak süt özünün dibe çökmesi.
Melamine dediğin; petrol maddesi. Hani şu tabaklarda kullanılan…
Demem o ki, her kahvenin 40 yıl hatırı yoktur..

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı