Köşe Yazıları

Travma ve sonrası; acılardan güçlenerek çıkmak mümkün mü?

Yaşadığımız hayat, içerisinde ani olayları barındırır. Hiç beklemediğimiz zamanlarda başımıza acı olaylar gelebilir ya da acı olaylara şahit olabiliriz. Öncelikle yaşadığımız her acı olay travma değildir. Travma, bedensel veya ruhsal bütünlükte ani bir kırılmayla birlikte gelen değişimi ifade eder. Ölümle ya da ölme korkusuyla karşı karşıya geldiğimizde, fiziksel ve duygusal bütünlüğümüze yönelik bir tehditle karşılaştığımızda başa çıkma mekanizmalarımız felç olur. Korku, dehşet veya çaresizlik hissi yaratan tehdit edici bu tür olaylar ruhsal travma yaratır. Sevilen birinin kaybı, ciddi hastalıklar, doğal afetler, taciz, tecavüz, saldırılar, işsizlik gibi yoğun stresli durumlar, büyük yaşam olayları bizde yıkıcı etkilere sebep olarak travmaya yol açabilir. Her insan, hayatı üzerinde belirli bir kontrol ve güce sahip olduğuna inanırken travmatik olaylar bizim bu inancımızı sarsarak hayata karşı güven duygumuzu zedeler. Nasıl ki evlerimizde güvende hissederken deprem olduğunda güvendiğimiz yer yıkılıyorsa aynı yıkım bizi psikolojik ve duygusal olarak da etkiler. Güvendiğimiz zemin sarsıldığında tutunacak dalımız kalmamış gibi hissederiz. Bu her insan için başa çıkması zor bir durumdur.
Travmatik olayların ilk zamanlarda olumsuz sonuçlara yol açması hem doğal olandır hem de kaçınılmazdır. Nasıl yıkılan binaların yeniden yapılması için bir sürece ihtiyaç varsa insanların da yıkılan güvenlerinin ve zedelenen duygularının onarılması için belirli bir zamana ihtiyaçları vardır. Bu zamanda içe kapanma, uykusuzluk, travma anının sıkça hatırlanması, aynı şeyi yaşama korkusu, sinirlilik, kolay irkilme görülebilir. Birkaç hafta içerisinde kendiliğinden bu belirtilerin geçmesi beklenir. Travmadan sonra depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu çok yaygın olarak görülür bu yüzden belirtiler uzun sürdüğünde ve kendiliğinden geçmediğinde mutlaka yardım alınması gerekir.
Bazılarımız için travma kalıcı hasarlar bırakırken diğer yandan travma sonrası büyüme dediğimiz bir kavram vardır. Yaşanılan travma, hayatın anlamı, kişisel güçlenme algısı, kendi gücünü keşfetme, ilişkilerin iyileştirilmesi gibi önemli olumlu değişikliklere yol açabilir. Travmatik bir olayla karşı karşıya kalmanın, kişiyi travma öncesi durumdan daha güçlü hale getirmesi de mümkündür. Travma sonrası büyüme işte tam olarak bu anlama gelir. Şimdiye kadar acıların insanı olgunlaştırıp büyüttüğü çoğu kültür ve inanışta geçer, hatta şarkılarda bile yer bulur kendine. Bu konu bilimsel olarak incelendiğinde evet, acılardan güçlenerek çıkmak mümkün ancak her insan güçlenerek çıkamıyor. Güçlenerek çıkan, travma sonrası büyüme gösteren insanların bazı ortak özellikleri bulunuyor. Bu ortak özelliklerden en belirgini kendine güven, psikolojik sağlamlık, mücadele göstermek, iyimserlik, hayata karşı merak ve sosyal destek olarak araştırmalarda ön plana çıkıyor. Kaçınma, yok sayarak unutmaya çalışma olumsuz etkileri arttırırken duygu ve düşünceleri paylaşma, güven duygumuzu pekiştirecek yer ve kişilerin yanında olma, sosyal destek almak travma sonrası büyümeyi sağlayarak yıkıcı süreçlerden güçlenerek çıkmayı sağlıyor.
Kuşkusuz hepimizin hayatında acılarımız ve travmatik yaşam deneyimlerimiz vardır. Kendinize yasınızı tutmak için izin verdiğinizde, destek aldığınızda yaşananları atlatma şansınız oldukça yüksektir. Travmatik yaşantılar, eski inançlarımız ve hayata dair algılarımızı yıkarken yenilerinin daha sağlam olmasına neden olabilir. Unutmayın ki ne olmuş olursa olsun, siz hayatta kaldınız. Doğru yardım ile kendinizi yeniden mutlu görmek mümkün.

Daha Fazla Göster

Nurhayat Tütüncü

Klinik Psikolog -Terapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı