Bir Kehanetin Gölgesinde “Bingazi’den Dolmabahçe’ye Uzanan Sessiz Bir Hatıra”

Tarihin bazı anları vardır…
Üzerinden yıllar geçse de insanın içini ürperten, “tesadüf” deyip geçemediği anlar.
İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün Trablusgarp günlerinde yaşadığı ve yıllar sonra Dolmabahçe’de yeniden hatırlanan o meşhur fal hadisesi de tam olarak böyle bir anıdır.
1911 yılı…
Trablusgarp işgal altında. Osmanlı Devleti çaresiz. Denizler İtalyan donanmasının kontrolünde. Yardım göndermek mümkün değil. Buna rağmen bir avuç idealist subay, kılık değiştirerek, sahte kimliklerle, ölüm pahasına Afrika yollarına düşüyor.
O isimlerin arasında Mustafa Kemal de var.
Bingazi yolunda yaşanan küçük ama anlamı büyük bir olay ise yıllar sonra tarihin tozlu sayfalarından çıkıp insanın yüreğine dokunacak cinsten…
Şehre girişte büyük bir kalabalık…
Halk, Cabub’dan gelen bir falcının etrafında toplanmış. Herkes geleceğini öğrenmenin peşinde. Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Fuat Bulca, bir anlık hevesle:
— “Bir de biz baktıralım.” der.
Mustafa Kemal normalde böyle şeylere hiç itibar etmez. Ama arkadaşını kırmaz. Oturur falcının karşısına.
Yaşlı adam avucuna bakar…
Tavus tüyüyle çizgileri ölçer…
Birden yerinden fırlayıp bağırır:
— “Ve minel garaib! Sen padişah olacaksın! Hem de on beş yıl!”
Ortamdaki herkes şaşkın…
Fuat Bulca kahkahayı basar.
Mustafa Kemal de gülümser.
O günün şartlarında bu sözler, masaldan öteye gitmez.
İki gümüş kuruş bırakıp yollarına devam ederler.
Ama tarih, bazen insanın yüzüne yıllar sonra döner…
Aradan tam 27 yıl geçer.
Takvimler 1938’i gösterir.
Dolmabahçe Sarayı’nda ağır bir sessizlik hâkimdir. Mustafa Kemal artık hastadır. Akşamüstü Boğaz’a bakarken birden Fuat Bulca’ya döner:
— “Fuat… Bingazi’deki falcıyı hatırlıyor musun?”
Fuat irkilir.
1911 nerede, 1938 nerede…
Mustafa Kemal devam eder:
— “Hani bana ‘On beş yıl padişahlık yapacaksın’ diyen adam…”
O an her şey yerine oturur.
Çünkü Mustafa Kemal 1923’te Cumhurbaşkanı olmuştur.
Ve 1938… tam on beş yıl sonra…
Arap falcının “padişahlık” dediği şey, belki de bir millete önderlik etmekti.
Fuat Bulca’nın boğazı düğümlenir.
Gözleri dolar.
Mustafa Kemal ise her zamanki metanetiyle gülümser:
— “Bunu kimseye anlatma… Aramızda kalsın.”
Tarih bazen belgelerle değil, hatıralarla konuşur.
Ve bazı insanlar vardır…
Onların kaderi, daha yola çıkarken yazılmış gibidir.
Mustafa Kemal gibi.
Bingazi’den Dolmabahçe’ye uzanan bu muazzam ömrün hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.



