Köşe Yazıları

BODRUM TURİZMİ NEDEN HEDEFLERİN GERİSİNDE KALDI?

UN Tourism’in yayımladığı World Tourism Barometerraporuna göre, 2025 yılında Avrupa 793 milyon uluslararası ziyaretçiyle dünyanın en çok turist ağırlayan bölgesi oldu. Amerika kıtası 218 milyon, Afrika 81 milyon, Asya ve Pasifik bölgesi ise 331 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Küresel turizm hareketliliğinin hız kazandığı bu dönemde, destinasyonlar arasındaki rekabet de daha görünür hale geldi.

Bu küresel tablo içinde Türkiye, sezonu farklı dinamiklerle tamamladı. Dünyanın en çok turist çeken dördüncü ülkesi konumundaki Türkiye’de, “Pahalı destinasyon” algısı, maliyet baskısı, değişen turist tercihleri ve sertleşen küresel rekabet sektörü zorlarken, kruvaziyer ve alternatif turizm alanları denge unsuru oldu. Sezonu hedeflerin altında tamamlayan Bodrum turizmi ise yüksek sezondaki doluluk kayıplarıyla dikkat çekti. Duayen turizmci Hüseyin Softa, sezonun arka planına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:“Tatilci artık ‘daha az harcayarak daha çok tatil’ arayışında. Türkiye pahalı algısını kıramazsa rekabette zorlanır.”

TÜRKİYE’YE YÖNELİK “PAHALI DESTİNASYON” ALGISI NASIL OLUŞTU, NASIL KIRILIR?

DUAYEN TURİZMCİ SOFTA’DAN BODRUM VE TÜRKİYE TURİZMİ İÇİN ÇARPICI ANALİZLER

Türkiye, birçok Avrupa ülkesini geride bırakarak küresel turizmde öne çıktığı bir dönemin ardından, dünyanın en çok turist çeken dördüncü ülkesi unvanıyla girdiği 2025 yılını dalgalı bir seyirle tamamladı. Yıla 65 milyon ziyaretçi ve 64 milyar dolar gelir hedefiyle başlayan sektör, yılın Ocak-Kasım döneminde yaklaşık 58,5 milyon ziyaretçiye ulaştı.

2025 sezonunda Türkiye turizminin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında, yüksek sezonda beklenen doluluk oranlarının yakalanamaması geldi. “Türkiye pahalı destinasyon” algısı, değişen turist tercihleri, küresel rekabet ve enflasyon kaynaklı artan maliyetlerin otel fiyatlarına yansıması sezon boyunca sektörün ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Buna nitelikli personel ihtiyacı ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi gerekliliği de eklendi. Öte yandan konaklama tesislerinde yaşanan yangınlar ve zehirlenme vakaları, misafir güvenliği, tesis altyapıları ve denetim mekanizmalarını yeniden tartışmaya açtı. Güvenlik endişeleriyle birleşen “pahalı destinasyon” algısı, Türkiye’nin bazı pazarlarda turist kaybı yaşamasına yol açarak sezon performansını doğrudan etkiledi. Bu çerçevede sektör temsilcileri, özellikle yüksek sezonda beklentilerin karşılanamamasının ekonomik etkilerinin belirgin şekilde hissedildiğini vurguladı.

YEREL DENEYİM ODAKLI DESTİNASYONLARA İLGİ ARTTI

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıklamalarına göre, 2025’in ilk yarısında Türkiye 26 milyon 389 bin yabancı turisti ağırlayarak yeni bir rekora imza attı. Uluslararası danışmanlık şirketi EY-Parthenon’un Türkiye Turizm ve Konaklama Sektörü Görünümü raporu ise ziyaretçi tercihlerine dair dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Buna göre 2025’in ilk yarısında ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 57’si Antalya’yı, yüzde 17’si İstanbul’u ve yüzde 11’i Muğla’yı tercih etti. Öte yandan Nevşehir’de yüzde 60, Mardin’de yüzde 51, Çanakkale’de yüzde 23 ve Trabzon’da yüzde 17 oranında artış yaşanması, klasik deniz-kum-güneş turizminin yanı sıra kültür, sağlık, gastronomi turizmi gibi alternatif alanlarda artan hareketlilikle birlikte, yerel deneyim odaklı destinasyonlara ilginin sezon boyunca belirgin biçimde güçlendiğine dair olumlu sinyaller verdi.

EGE’DE DÜŞÜŞ DİKKAT ÇEKTİ

Yılın geneline bakıldığında ise tablo daha dengeli ama bölgesel farklılıkların belirginleştiği bir yapıya dönüştü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sınır giriş verilerine göre, 2025’in 11 aylık döneminde Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısında sınırlı bir artış yaşandı. Bu süreçte İstanbul’a gelen yabancı ziyaretçi sayısı 17,4 milyonu aşarken, Antalya’da bu rakam 15,7 milyon seviyesine ulaştı. Buna karşın Ege destinasyonlarında düşüş dikkat çekti. Muğla’ya gelen yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 4,6, İzmir’e gelen ziyaretçi sayısı ise yüzde 5,4 oranında azaldı. Aynı dönemde Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sırasıyla Rusya, Almanya, İngiltere, İran ve Bulgaristan oldu.

REKABET SERTLEŞTİ, ALTERNATİF DESTİNASYONLAR ÖNE ÇIKTI

Turizmde küresel rekabetin de giderek sertleştiği bir yıl geride kaldı. Fransa, 2025’te dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesi olma unvanını korurken, İspanya yaklaşık 97 milyon turist ağırlayarak Avrupa’daki güçlü konumunu sürdürdü. Türkiye’nin geleneksel rakipleri olan İspanya, Fransa ve İtalya’nın yanına artık Yunanistan, Mısır ve Tayland gibi fiyat avantajı sunan destinasyonlar da eklendi. Bu durum özellikle Rus pazarında net biçimde hissedildi. Rusların yurt dışı tatil yapanlarının sayısı yaklaşık yüzde 12 artmasına rağmen, Türkiye’ye gelen Rus turist sayısındaki artışın yüzde 1 seviyesinde kalması, Rus pazarında sinyal verdi.

MİCHELİN REHBERİ, KRUVAZİYER VE ALTERNATİF TURİZM UMUT VERDİ

Tüm bu tabloya rağmen, 2025’te umut veren gelişmeler de yaşandı. Gastronomi turizmi bu alanların başında geldi. Michelin Rehberi’ne göre Türkiye genelinde tavsiye edilen restoran sayısı 132’ye yükselirken; İstanbul’da 77, İzmir’de 24 ve Muğla’da 31 işletme listede yer aldı. Urla, Çeşme, Kapadokya ve Bodrum’un da dahil olduğu bu genişleme, destinasyonların gastronomi alanında uluslararası görünürlüğünü artıran önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ayrıca kişi başı turizm gelirinin 970 dolardan yaklaşık 1100 dolar seviyelerine yükselmesi, yüksek enflasyon ve sınırlı kur hareketlerine rağmen sektör adına önemli bir kazanım olarak öne çıktı. Çin pazarında vize engelinin kaldırılması da özellikle kış ve kültür turizmi açısından yeni bir dönemin kapısını araladı. 2026 için dile getirilen yaklaşık 1 milyon Çinli turist beklentisi, doğru stratejilerle çok daha yüksek bir potansiyele dönüşebilecek bir fırsat olarak görülüyor. Buna ek olarak, kruvaziyer turizmindeki artış ile gastronomi, sağlık ve kültür turizmi gibi alternatif alanlarda yaşanan hareketlilik, sezon boyunca sektöre dair umut verici gelişmeler arasında yer aldı.

BODRUM TURİZMİNİ DUAYEN TURİZMCİ HÜSEYİN SOFTA İLE KONUŞTUK

Ülke genelinde yaşanan bu gelişmeler, Antalya’dan sonra Türkiye’nin en çok tercih edilen tatil merkezlerinden biri olan Bodrum’da da sezon performansına yansıdı. Bodrum turizmi, 2025 sezonunu planlanan hedeflerin gerisinde tamamladı. Sezon başında yüzde 10 büyüme beklentisiyle yola çıkan sektör, yılı yaklaşık yüzde 5 kayıpla kapattı. Özellikle yüksek sezon olarak görülen Temmuz-Ağustos döneminde yaşanan doluluk düşüşleri, Bodrum turizmi için ciddi bir uyarı niteliği taşıdı. Yapay pahalılık algısı, artan maliyetler, düşen karlılıklar ve iç pazarın giderek artan önemi sezonun en çok konuşulan başlıkları oldu. Sektör bir yandan 2025’in bilançosunu çıkarırken, diğer yandan 2026’ya yönelik beklentilerini ve yeni stratejilerini şekillendirmeye başladı. Bodrum turizminin 2025 sezonunu, yaşanan gelişmeleri ve önümüzdeki döneme dair öngörüleri, Bodrum Otelciler Derneği (BOYD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Bodrum Modern Life Hotel Genel Müdürü Hüseyin Softa ile konuştuk.

BODRUM’DA HEDEFLERİN GERİSİNDE BİR SEZON

Soru: 2025 sezonunu geride bıraktık… Bir otelci ve BOYD yönetiminde yer alan biri olarak, sizin açınızdan bu yıl nasıl geçti?

Cevap: 2025 sezonu Bodrum için hem çok zor hem de hedeflerin uzağında geçti diyebilirim. Sezon genelinde yüzde 5 kayıp yaşadık. Ancak sezon başı hedefimiz yüzde 10 artış olduğu için tabloya başka bir açıdan baktığımızda asıl kaybımızın yüzde 15 olduğunu söylemek mümkün. Özellikle yüksek sezon olarak tanımladığımız 15 Haziran – 20 Temmuz arasında beklenmedik kayıplar yaşadık. Yüzde 5 kaybı en fazla hissettiren periyodun yüksek sezona rastlaması gerçekten üzücü oldu. Doluluklar beklediğimiz gibi gitmeyince, satışlar da doğal olarak geriledi. Aksiyon ağırlıklı satışlar arttı. Buna paralel kur artışı da yetersiz kalınca gelirler düştü. Bütçeler kağıt üstünde kaldı. Özellikle durdurulamayan fiyat artışları ile birlikte maliyetlerinde artması ile karlılıklar yüzde 10’larda konuşulur oldu. Hatta kar eden tesisler kendini şanslı saydı.

İÇ PAZAR HAYATİ DEĞERDE

Soru: 2025 yılında Bodrum’a gelen turist sayılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Resmi verilere baktığımızda Kasım ayı sonuna kadar yaklaşık 1 milyon 8 bin turistin hava yoluyla, 397 bin turistin de deniz yoluyla Bodrum’a geldiğini görüyoruz. Ancak bu rakamların yaklaşık yüzde 30’u Bodrum’da konaklamıyor,giriş-çıkış yapıp Didim gibi çevre bölgelere geçiyor. Bu da bize 2025’te Bodrum’da gerçek anlamda tatil yapan turist sayısının 1 milyonun altında kaldığını gösteriyor. Oysa Bodrum’un kapasitesi 1,5 milyonun üzerinde tatilciyi rahatlıkla ağırlayabilecek düzeyde. Bu tablo, iç pazarın ne kadar hayati olduğunu da açıkça gösteriyor. Önümüzdeki sezonda da yerli misafiri kaybetmemek, hatta daha güçlü şekilde kazanmak zorundayız. Yurt dışı pazarlarda sınırlı bir büyüme öngörülürken, iç pazara yönelik daha ulaşılabilir, daha gerçekçi ürünler sunmak ve fiyat algısını dengelemek Bodrum turizmi açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. 2025 sezonunda dış pazarda Bodrum’a gelen turistlerin büyük bölümünü ise İngiltere, Polonya, Rusya ve Almanya pazarları oluşturdu.

ALIŞTIĞIMIZ YAZ SEZONU PERFORMANSININ GERİSİNDE KALAN BİR DÖNEM YAŞADIK

Soru: Yaz sezonu denince herkesin aklına Temmuz ve Ağustos ayları geliyor. Bu iki ay, oteller açısından nasıl geçti?

Cevap: Temmuz – Ağustos aylarında turizmde doluluğun yüzde 95 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi beklenir. Ancak 2025’te Temmuz ayı bizim için hayal kırıklığıydı. Doluluklar yüzde 70’lere kadar geriledi. Türkiye genelinde Avrupa’dan gelen ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,94 oranında azalması Bodrum’da da net şekilde hissedildi. Ağustos ayında ise kısmen bir toparlanma sağlandı ve doluluklar yüzde 90’ların üzerine çıktı. Buna rağmen, alıştığımız yaz sezonu performansının gerisinde kalan bir dönem yaşadık. Turizmde kalıcı başarının yolu, sürdürülebilir marka değeri ve dengeli büyüme anlayışla mümkün.

PAHALI DESTİNASYON ALGISI BODRUM’U ZORLUYOR

Soru: Son yıllarda sıkça dile getirilen “Bodrum pahalı” algısı sizce bu sezonu ne kadar etkiledi? Bodrum gerçekten pahalı bir destinasyon mu yoksa her bütçeye hitap eden bir tatil imka sunuyor mu?

Cevap: Bu algının etkisi maalesef çok büyük oldu. Özellikle sosyal medyada suni şekilde oluşturulan pahalı destinasyon söylemi, hem iç pazarı hem de dış pazarı etkiledi. Yerli misafir Yunan adalarına yönelirken, dış pazarda Yunanistan, Mısır ve Tayland gibi alternatif destinasyonlar daha fazla tercih edilmeye başlandı. Oysa Bodrum’da herkesin ekonomik durumuna göre bir tatil seçeneği bulmak mümkün. Sadece çok üst segment ve çok pahalı birkaç tesisi örnek alıp Bodrum’u bütünüyle pahalı göstermek, hem destinasyona hem de Bodrum’un gerçek ruhuna büyük bir haksızlık. Bodrum; çeşitliliği, misafirperverliği ve farklı gelir gruplarına hitap eden bir destinasyon. Ancak oluşturulan bu pahalı destinasyon algısı ne yazık ki müşteri kaybına yol açıyor ve bundan en çok Yunan adaları faydalanıyor. Nitekim Bodrum-Koshattında yıl boyunca gerçekleştirilen 1.078 feribot seferiyle 137 bin 848 yolcunun taşınmış olması, algının tatil tercihlerine nasıl yansıdığını net şekilde gösteriyor.

GÜNÜ KURTARMA ÇABASI TURİZME AĞIR DARBE VURUYOR

Soru: Yapay pahalılık konusu da sıkça konuşuluyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Turizmi ekstra kazanç kapısı olarak görüp yapay pahalılık yaratan bazı işletmeler de maalesef bu algının güçlenmesine neden oluyor. Bu sadece o işletmelerle sınırlı kalmıyor, tüm destinasyona zarar veriyor ve turizme gerçekten ağır bir darbe vuruyor. Önemli olan, kısa vadeli kazançlar yerine Bodrum’un geleceğini düşünmek. Günü kurtarma çabası ne turizmi ileriye taşır ne de Bodrum’u hak ettiği noktaya getirir. Kısa vadeli kazanç anlayışını bir kenara bırakıp, sürdürülebilir turizmi hep birlikte inşa etmeliyiz. Bunun için de Bodrum turizmcisi olarak hem yapay fiyat artışlarıyla hem de suni olarak yaratılan pahalılık algısıyla birlikte mücadele etmeliyiz.

“TÜRKİYE PAHALI” ALGISI YURT DIŞINDA ETKİSİNİ ARTIRIYOR

Soru: Son dönemde yurt dışında “Bodrum pahalı” algısının ötesine geçilerek “Türkiye pahalı” söyleminin yaygınlaştığı görülüyor. Bu durum 2025 turizmini nasıl etkiledi?

Cevap: Bu algının etkisi 2025 sezonunda oldukça ciddi hissedildi. Kontrol altına alınamayan enflasyonun yarattığı sürekli fiyat artışları, turizmcinin maliyetlerini ciddi şekilde yükseltirken tatilcinin de tatil yapma isteğini zayıflattı. Yine enflasyona paralel kur artışlarının sabit seviyelerde seyretmesi, giderler artarken gelir artışının sınırlanmasına neden oldu. Bu durum işletmeleri satış fiyatlarını artırmaya zorladı. Ancak bu fiyat artışları çoğu zaman reel bir değer artışından ziyade yapay bir pahalılık algısı yarattı. Ortaya çıkan bu algı, destinasyonlarla karşılaştırıldığında Türkiye’nin genel olarak pahalı bir ülke olarak görülmesine yol açtı. Artık birçok yabancı turist Türkiye’yi pahalı bir ülke olarak gördüğü için daha seyahat planı aşamasında ülkemizi seçeneklerin dışına çıkarıyor. Gelenler ise harcamalarını minimum seviyede tutmayı tercih ediyor. Otelde konaklayan yerli ya da yabancı turistte, “otel dışındaki her şey çok pahalı” algısı yerleşmiş durumda. Bu algı, misafirin otelden çıkmamasına yol açıyor. Bu durum otellerle sınırlı kalmıyor, restoranları, esnafı, çarşıyı ve destinasyonun bütün ekosistemini olumsuz etkiliyor. Daha da önemlisi, Türkiye’ye gelen turistin benzer kaliteyi daha uygun fiyatla sunan alternatif destinasyonlara yönelmesine yol açıyor.

KİŞİ BAŞI TURİZM GELİRİ ARTTI

Soru: Yurt dışında güçlenen “Türkiye pahalı” algısının 2025 sezonunu olumsuz etkilediğini ifade ettiniz. Tüm bu tabloya rağmen 2025’te turizm adına umut veren gelişmeler oldu mu?

Cevap: Elbette oldu. Tüm zorluklara rağmen umut verici gelişmelerin başında kişi başı turizm gelirindeki artış geliyor. 2025 yılında kişi başı gelir yaklaşık 970 dolar seviyesinden 1.100 dolar seviyelerine yükseldi. Enflasyonun oldukça yüksek seyrettiği, buna karşın döviz kurlarındaki artışın sınırlı kaldığı bir ortamda bu yükseliş sektör açısından son derece önemli ve umut verici bir göstergedir. Bunun yanı sıra Çin’e uygulanan vize engelinin kaldırılması, özellikle kış ve kültür turizmi açısından önemli bir fırsat yarattı. 2026 yılı için yaklaşık 1 milyon Çinli turist beklentisi, doğru planlama ve tanıtımla değerlendirilmesi gereken çok önemli bir potansiyel sunuyor. Bu pazarın sağlıklı şekilde büyümesi, önümüzdeki yıllarda hepimiz açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır.

BODRUM’DA KIŞ TURİZMİ VE 12 AY TURİZM ÇOK ZOR

Soru: Ülke genelindeki tabloyu ve yeni pazar arayışlarını değerlendirdikten sonra Bodrum özelinde tekrar dönersek; uzun süredir hedeflenen 12 ay turizm anlayışı Bodrum’da neden hala istenilen seviyeye ulaşamadı?

Cevap: Bodrum’da kış turizmi ve 12 ay turizm gerçekten çok zor. Çünkü alt yapı çok kötü, trafik kışında çok yoğun, plansız yapılaşmalar en önemli etkenler. Bu yapısal sorunlar çözülmeden Bodrum’da sürdürülebilir bir kış turizminden söz etmek kolay değil. Bunun yanı sıra Bodrum, özellikle kültür turizmi açısından da henüz yeterli donanıma sahip değil. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen umut veren gelişmeler de var. 2025 yılında hayata geçen Boat Show, Hotel Show ve Gastro Marin gibi etkinlikler, doğru şekilde büyütülüp çeşitlendirildiği takdirde turizme önemli katkılar sunacaktır. Bu tür organizasyonları, sezonu uzatan ve Bodrum’u yılın daha fazla döneminde canlı tutan önemli adımlar olarak görmek mümkün.

2025, BODRUM TURİZMİ İÇİN ÇOK NET BİR UYARI YILI OLDU

Soru: Sizce 2025 sezonu Bodrum turizmi açısından nasıl bir mesaj verdi, sektöre hangi uyarıları barındırıyor?

Cevap: Bence 2025, Bodrum turizmi için çok net bir uyarı yılı oldu. Özellikle yapay pahalılıktan uzak durmanın, bütçe dengesini doğru kurmanın ve alternatif pazarlara yönelerek ürün yelpazesini genişletmenin ne kadar önemli olduğunu bu sezon açıkça gördük. Bununla birlikte umut veren gelişmeler de de yaşandı. Çin’e uygulanan vize esnekliği ve kruvaziyer turizmindeki artış dikkat çekici başlıklar arasında yer aldı. Nitekim 2025 sezonunda Bodrum’a 116 kruvaziyer gemisiyle 138 bin 149 yolcu geldi. Doğru stratejilerle değerlendirildiğinde bu tablo önemli fırsatlara dönüşebilir. Önümüzdeki dönemde daha gerçekçi, daha dengeli ve sürdürülebilir bir turizm anlayışıyla hareket edersek, hem sektör hem de destinasyon olarak yeniden güçlenebiliriz.

SEZONA YÜZDE 10’LUK BİR BÜYÜME BEKLENTİSİYLE GİRİYORUZ

Soru: 2026 sezonuna hangi beklentilerle giriyorsunuz?

Cevap: 2026 sezonuna yüzde 10’luk bir büyüme beklentisiyle giriyoruz. Bu artışı sağlamak için geçtiğimiz yılın uyarılarını dikkate almak lazım. 2025’ten ders çıkarmak şart. Yapay pahalılıktan kaçınmak, gerçekçi satış politikaları, Pazar yelpazesini genişletmek ve doğru bütçelerle bu hedef gerçekleşebilir. Devletin de bize özellikle tanıtım alanında ve ülkemiz çevresinde yaşanan karmaşalardan uzak durmaksureti ile destek olması gerekir. Ve hiç ihmal edilmemesi gereken bir sorun Personel sıkıntısı. Bu sorun asla en sona bırakılmamalı. Maliyeti düşünüp ihmal ederseniz kötü bir sezon sizi bekliyor demektir.

ALTYAPI VE GÜVENLİK ARTIK ERTELENMEMELİ

Soru: Peki, 2026 sezonu öncesinde Bodrum turizmi açısından en acil çözülmesi gereken başlıklar neler? Yerel yönetimler ve sektör özelinde hangi adımlar atılmalı?

Cevap: Bu sezon artık su sorunu yaşamak istemiyoruz. Bu konuda belediye ile idari yönetimin iş birliğinde yürütülen çalışmalar var, umarız başarılı olur. Aynı şekilde altyapının bir an önce ele alınması şart. Elektrik kesintileriyle karşılaşmak istemiyoruz, trafik sorununun da çözülmesini bekliyoruz. Aslında bu sorunlar ülke genelinde yaşanıyor ancak Bodrum dünya markası bir turizm kenti. Turistin havalimanından oteline kadar güvenli ve huzurlu bir yolculuk yapması, otelinden çıkıp güvenle alışveriş yapabilmesi gerekiyor. Güvenlik konusu da en az altyapı kadar önemli. Özellikle yangın önlemleri konusunda istisnasız denetimler yapılmalı, otellere tanınan yasal süreler içinde eksiklikler giderilmeli ve bu uygulamalar mutlaka hayata geçirilmeli. Bu yaklaşım, özellikle yurt dışı pazarlarda Bodrum’a ve Türkiye’ye duyulan güveni artıracaktır.

DEVLETTEN DESTEKLEYİCİ ADIMLAR ATMASINI BEKLİYORUZ

Soru: Artan maliyetler ve ekonomik baskılar karşısında, turizm sektörünün devletten beklentileri neler?

Cevap: Turizm sektörü zaten ciddi maliyet artışlarıyla mücadele ederken, son yıllarda vergi ve harç yükünün giderek artması sektörü daha da zorlar hale geldi. Turizm vergisi, konaklama vergisi, işletme belgesi harçları ve her yıl yenilenen sertifikalar derken, işletmeler üzerindeki mali baskı her geçen yıl büyüyor. Bu koşullar altında sektörün temel beklentisi; turizmcinin ayakta kalmasını, rekabet gücünü korumasını ve sürdürülebilir bir yapı içinde faaliyet göstermesini sağlayacak destekleyici adımların atılması. Vergi ve harçlarda yapılacak düzenlemeler, özellikle maliyet baskısının yoğun hissedildiği dönemlerde sektör için önemli bir nefes alanı yaratacaktır.

VERİMLİLİK VE KALİTE ODAKLI DÖNÜŞÜM ŞART

Soru: 2026 yılında turizmi geliştirmek ve yeniden büyüme yakalamak için sizce hangi adımlar atılmalı?

Cevap: Öncelikle turizmi, 56 sektörü doğrudan etkileyen, yaklaşık 3,3 milyon kişiye istihdam sağlayan ve ekonomiye güçlü bir döviz girdisi oluşturan stratejik bir sektör olarak ele almak gerekiyor. Bu nedenle turizme verilecek desteklerin de bu gerçeklik doğrultusunda planlanması şart. Turizmin gelişmesi ve hizmet kalitesinin yükselmesi sürecinde kamunun rolü kadar, profesyonellerin ve işletmelerin sorumlulukları da belirleyici. Günümüzde kitle memnuniyetine dayalı anlayış, özellikle nitelikli turizm hedefi açısından yetersiz kalıyor. Bu nedenle bireysel müşteri memnuniyetini merkeze alan, deneyimi kişiselleştiren yeni bir hizmet yaklaşımına ihtiyaç duyuluyor. Bu dönüşüm sürecinde yapay zeka destekli sistemler önemli katkılar sağlayabilir. Doluluk dengesinin sağlanması, verimliliğin artırılması ve sürdürülebilirlik raporlarının sahada karşılık bulması, sektörün daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına destek olacaktır. Tüm bu adımların verimlilik odaklı bir yaklaşımla hayata geçirilmesi, 2026 yılında turizmde güçlü bir toparlanma için önemli bir zemin oluşturabilir.

BODRUM’UN GERÇEK GÜCÜ DEĞERLERİNDE

SORU- Öncelikle yaklaşan sezonun tüm sektör paydaşları için yüzlerin güldüğü, umut dolu, verimli ve başarılı bir dönem olmasını diliyor; bu keyifli söyleşi için teşekkür ediyoruz.
Son olarak, 2025 sezonunun ardından önümüzdeki döneme ilişkin genel değerlendirmenizi ve Bodrumseverlere iletmek istediğiniz mesajı alabilir miyiz?

CEVAP: Ben teşekkür ederim. 2025, hepimiz için öğretici bir yıl oldu. Yapay pahalılığın ve suni algıların turizmi ne kadar olumsuz etkileyebildiğini net bir şekilde yaşadık. Bodrum’un gerçek değeri rakamlardan çok daha fazlası; doğası, kültürü, insanı ve misafirperverliği. Eğer bu değerleri koruyarak, daha sağduyulu ve ortak akılla hareket edersek, Bodrum’un turizmdeki gücünü yeniden ve kalıcı şekilde ortaya koyabileceğimize inanıyorum. Zorlu geçen bir sezonun ardından, Bodrum’da daha sürdürülebilir, dengeli ve kaliteli bir turizm anlayışı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bodrum, her zaman olduğu gibi misafirlerine güvenli, kaliteli ve keyifli bir tatil deneyimi sunmaya devam edecek. Tüm Bodrumseverleri, bu güzel coğrafyanın sunduğu değerleri birlikte yaşamak üzere yeni sezonda da aynı samimiyet, doğallık ve misafirperverlikle Bodrum’da ağırlamaya bekliyoruz.

Fulya OMAÇ / Bodrum – MUĞLA

Daha Fazla Göster

Fulya Omac

Gazeteci

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı