Köşe Yazıları

Aynı Değiliz!

“İki farklı hayat yolcusu bir gün planlamadıkları bir anda karşılaşır. Bakışır, el ele tutuşur, sarılır ve biz olarak yeni hayatlarını yaşamaya başlar.”

Her insanın yıllanmış alışkanlıkları, yargıları, kabullenmedikleri, benimsedikleri, istemedikleri, kırgınlık ve öfke kokan anıları, hayalleri, mutlu ya da mutsuz yaşanmışlıkları vardır. Farklı iki insanın birbirini fark etmesine neden olan, ilk bakışta bedensel beğeni olsa da, sonrasında öğrenilen ortak zevkler, paylaşım sırasında hissedilen pozitif duygulardır.

Aynıyız düşüncesine kapılmamızın nedeni benzerliklerimizdir. Bakın iki farklı kelime yazdım; aynı ve benzer. Anlam olarak birbirinden farklıdır ama maalesef pozitif yaklaşımlarda yani aşk gibi heyecanlı, motive eden zamanlarda bu kavramlar birbirine karışır. Aynı olduğumuzu düşündüren benzerliklerimize tutunarak ilişki yaşarız.

Kişilerin yaşanan çeşitli olaylar karşısında aldıkları tepki, kararları,davranış modelleri, hissettikleri, yaşayış şekilleri kendilerine özgüdür. Hayatı kendince yaşar herkes. Ne kadar diğer hayatlara eşlik etmeyi, uyumlu olmayı sevsek de yaşanan olumlu ya da olumsuz olaylar karşısında tutumlarımız ‘bizce’dir.

Kendimizle aynı olduğunu düşündüğümüz kişi ile ilişkimiz sırasında bu yanılma sebebiyle olaylara aynı tepkileri vermeyi bekleriz. Bu ciddi bir ilişki hatasıdır. “Ben olsam” kalıbıyla başlayan her düşünce cümlesi birbirimizi kıyasladığımızı işaret eder. “Ben olsam”, farklılıklarımızı idrak etmeye başladığımızda direkt olarak partnerimize söyleyemesek de etrafımızdaki insanlara bizim daha doğru olduğumuz inancımızı onaylatma arzusuyla da kullandığımız bir cümle kalıbıdır. İki şekilde de tehlikelidir çünkü onaylattığımız bu yanlış algıya bağlı yargı cümlemiz ilişkimizde bize üstünlük bilinci katacak ve ego ile yola devam ederken aşktan, hoşgörüden uzaklaştıracaktır. Biz aynı değiliz. Aynı şeylere hassas ya da ilgisiz olmamız tesadüfi benzerliklerdir. Benzerliklerin oranları farklılıklardan yüksekse aynılık hissine kapılırız. Hepsi bu aslında.

Bu yüzden, partnerinizin siz olmadığı bilincinde, size göre olması beklentisinde olmadan, değişeceğini hayal etmeden, değişmesi için baskılamadan, diğer ilişki örneklemeleriyle kıyaslamadan yaşayacağınız her ilişki size mutluluk getirecektir.

Başka bir açıdan bakalım istiyorum. İnsanlar, karşı cinste benzer yanları sever ama bir yandan da zıtlıkları tutkusal olarak çekim gücü yaratır. Aslında hayatımıza dâhil etmek istediğimiz birkaç özellik yaşam standartımıza, toplum yargımıza, tabularımıza uygun olmadığı için uzak durur, bu isteğimizi baskılar hatta yok sayarız. Bir gün karşılaşacağımız aşkta, bedenimizde bu içten içe sahip olmayı ve yaşamayı hayal ettiğimiz özellikleri görürsek tutulup kalırız. O bizim yerimize bizden olma bir şeyler yaşıyordur ve bizim için zıtlık olan bu özellikler tam da bizdir aslında. Bu sebeple de bilinen klasik bir cümle vardır: “Zıt kutuplar birbirini çeker.” Evet, çekeriz.

O yaşamak isteyip de yaşayamadığımız bizde saklanan özellikleri aleni yaşayan birini gördüğümüzde hemen hayatımıza almak isteriz. Hedonik adaptasyon sürecimiz tamamlandığında da partnerimizden kendi yaşam kurallarımıza o çok beğendiğimiz özelliklerini yok etmesini isteyerek dâhil olmasını bekleriz yani değişmesini, bizimle aynı kurallar içinde yaşamasını isteriz. Partnerimiz ya bu durumu kabul edip hayatımıza eşlik etme fedakârlığını gösterir ya da reddeder ve gider. Biz her koşulda da kendimizi hiç suçlamayız. Oysa her giden suçlu değildir. Bütün mesele; farklara, benzerlikler kadar saygı duyabildiğimiz, şikayetlenmeden kabullenip bir olabilme arzusunda çaba harcamaktan kaçınmadığımız, akışta kalarak yaşayacağımız bir ilişkiye sahip çıkmaktır. Mutlu ilişki için mutlu insan olmayı başarmak önceliğiniz olsun.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı