Köşe Yazıları

BİZ ONA ATATÜRK DEDİK…

Sevgili okurlar;

Bu haftaki yazımızda Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal’e soyadı nasıl verildi?

Hangi soyadları önerildi?

Kim önerdi?

Tüm bunları bu yazımızda cevaplamaya çalışacağım.

Mustafa Kemal Atatürk, tarihte yetişmiş en büyük şahsiyetlerden birisidir.

Her yönüyle tarihte yer edinmiştir.

Siyasi zekâsı, Asker zekâsı, mücadele adamlığı, devrimci kişiliği, ileri görüşlülüğü, devlet adamlığı gibi özellikleri ilk akla gelenleridir.

Mustafa Kemal’i asıl eşsiz kılan özelliği sosyal yaşamında sıradan bir insan gibi halkla bütünleşmesidir. Bu ve bunun gibi özellikler Atatürk’ün neden eşsiz insan olduğu yönündeki ipuçlarını verir.

Milletinin büyük sevgisine mazhar olan Atatürk’ün övündüğü şeylerin başında Türk doğması gelmekteydi. Onun aldığı soyadı ile Türk olmanın gururunu bir ömür boyunca yaşamıştır.

Mustafa Kemal’in “Atatürk” Soyadını Alış Öyküsü:

Atatürk’e soyadı verilmesinde eski Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ile Naim Ülkü Onat’ın önerileri ön plana çıkmıştır.

Bilindiği gibi, 1934 yılında çıkartılan 2525 sayılı kanunla, her Türk’ün bir soyadı taşıması mecburi hale getirildi. Soyadı kanunu, Büyük Millet Meclisi’nce kabul ve Resmi Gazete ile yayınlanıp ilan edildikten sonra, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal için de bir soyadı almak gerekti.

Fakat Gazi Mustafa Kemal’e verilecek soyadı ne olmalıydı? Bu hususta gerek “Atatürk sofrası” nda ve gerek Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu’nda ona layık bir soyadı bulmak için, bazı isimler tespit edilmiştir.

Tespit edilen isimler şunlardı: Etel – Etil – Etealp – Korkut – Araz – Ulaş – Yazır – Emen – Çogaş – Salır – Begit – Ergin – Tokuş – Beşe.

Bu isimler Mustafa Kemal’e arz edilmiş ve Mustafa Kemal’in, “arkadaşlarla bir kere konuşalım” demesi üzerine ikinci bir görüşmeye bırakılmıştır.

Çankaya’da yapılan son toplantıda, CHP Genel Sekreteri (sonradan Milli Eğitim Bakanı) Saffet Arıkan’ın bir yazısında kullandığı söylenilen “Türkata –Türkatası” gibi iki ad da kendisine arz edilmiş fakat Mustafa Kemal’in “bir de arkadaşlar ne buyururlar, bakalım” demesi üzerine Konya Milletvekili Naim Onat Bey “müsaade buyurur musunuz paşam ?” diye söz istemiş, Mustafa Kemal’de “arkadaşlar lütfen hocamızı dinleyelim” diyerek sözü Onat’a bırakmıştır.

Naim Hazım Bey, Türk Dil Kurumu’nda çalışmış Türkçeyi-Osmanlıcayı çok iyi bilen, her iki alanın gramer ve sentaks kurallarını gerçekten kavramış bir şahsiyetti.

Naim Bey, bu husustaki düşüncelerini şu şekilde açıklamıştır:

“Türkata, Türkatası gerek yazılışta, gerek söylenişte bana biraz tuhaf geliyor.

Arkadaşlar biliyorsunuz tarihimizde bir ‘Atabey’ sözü, unvanı vardır. Anlamı da, yine biliyorsunuz: Beyin, emirin, şehzadenin, hatta hükümdarın ilimde, idarede, askerlikte mürebbisi, müşaviri, hocası demektir.

Atabey, kullanılmış, tarihe geçmiş bir ünvan-ı resmidir. Bu unvanı taşıyan birçok Türk büyüğü vardır.

Binaeleyh biz de Türk’e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış, istiklaline kavuşturmuş olan “Büyük Gazimize”  “ATATÜRK” diyelim, bu soyadını verelim. Bu bana şivemize de daha munis, daha uygun gibi geliyor.”

Gazi, Naim Hazım Onat’ın açıklamasını daha yerinde bulmuş, hatta ona teşekkür etmiştir. Böylece TBMM  ATATÜRK soyadını mecliste oybirliği ile kabul ederek kurtarıcısına ve kurucusuna olan borcunu ödemeye çalışmıştır.

Bu bağlamda, ULU ÖNDER ATATÜRK’ ümüzü ölümünün 83. Yıldönümünde saygı ve minnetle anıyor ve onun bize miras bıraktığı eserine ebediyete kadar sahip çıkacağımıza söz veriyoruz.

İyi ki doğdun iyi ki bizim ATATÜRK ’ümüz oldun…

Ruhun şad olsun ATATÜRK…

Not: Yazımızın görselinde yer alan resim kızım Nil Bengisu ŞAHİN tarafından ATA ’sının aziz hatırası için yapılmıştır.

 

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

Abdullah Şahin

Tarihçi – Yazar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı