Köşe Yazıları

HUNLAR

“Hunlar çabuk sonuç alan fatihlerdi, yayılmaları esnasında büyük çaplı zarar verebiliyorlardı. Bu yıkım beraberinde özellikle Avrupa’da yeni bir siyasi modeli beraberinde getirecekti. Bu yeni model Hunların Cermen olanları tarafından Avrupa feodalizmine dönüştürülecekti. Türkler açısından önemi ise yönetici sınıfın Türkçe konuştuğu, tek dünya Türk Devleti tarihte Hunlar olmuştur. Oysa Hun yöneticileri aynı anda Türkçe dışında Latince ve Gotça’yı da çok iyi konuşup yazabiliyorlardı. Bunun dışında Orta – İç Asya’nın dışında Batı’da devletleşen ilk Türkler ise Avrupa Hunları’dır. Hunlar; Budizim, Şamanizm, Zerdüştlük ve Hıristiyanlık inancına sahiplerdi. Ancak bu farklı inançları, hiçbir zaman varlıklarını tehdit etmemişti. Bir diğer özellikleri de Roma’nın egemenliğine bölgede son vererek bugünkü müstakil Avrupa’nın temellerini atan en önemli güç olmuşlardır.”
Bu bilgiler Güney Koreli Yazar Hyun Jın Kım’ın yazdığı “HUNLAR” adlı kitaptan. GUMBEL YAYINEVİ tarafından çıkartılmış. Tarihçi Hakan Herdem, Türkçe’ye çevirmiş. Gelin şimdi de Türkiye’de sayıları her geçen gün artan nitelikli sosyal medya kullanıcıları dışında milyonlarca Türk vatandaşının haklarında fazla bir şey bilmediği HUNLAR’ın dünyasına girelim. Ben aradan çekileyim ve Hyun Jın Kım’ın yazdığı Hakan Herdem’in Türkçe’ye kazandırdığı HUNLAR’ı izleyelim…
HUNLARI ANLAMAK İÇİN İÇ ASYA’YA BAKALIM:
İç Asya bugün Batı Sibirya’dan Uzak Doğuya ve Pasifik Okyanusuna günümüz Rusyası ile Moğolistan ve Çin’in büyük bir kesimini içine alan geniş bölgenin adıdır. Dünyanın bu geniş ve çok değişik iklim ile bitki örtüsüne sahip sahada, sadece Türk etnik kökenliler değil çok farklı kimlikler yaşamaktadır. Bölgede konuşulan diller de farklıdır. Ancak Türk kökenliler arasında bütün itirazlara rağmen dil birliği binlerce yıldan günümüze kadar ulaşmıştır. Biz bu geniş sahada M.Ö. 3 yy ile M.S. 6’cı yy’ın sonlarına kadar olan döneme odaklanacağız.
A-HUNLARIN SİYASİ ÖRGÜTLENMESİ:
Doğu Bozkırlarının efendisi Hunlar belli bir konfedarasyonlar şeklinde örgütlenmişlerdi. “ Bozkırın göçebeleri kavramı “ nı benimsemek aynı zamanda bu tarihi de red etmektir. Konfedarasyonda bir düzen ve hiyeraşi vardır. Örgütlenmeleri kısaca şu şekildedir: Bilge kral olarak adlandırılan lider altında 10 soylu aile. Eyalet (Vali) temsilcileri ile 24 imparatorluk üyesi vardır. En küçük taşra birimlerinin dahi yöneticisi merkezden atanır. (Krallar-Başvekiller-Başkomutanlar-Hassa yöneticileri-Memurlar –Boy temsilcileri)
İmparatorluğun insan gücü ile besi hayvan sayısını tespit etmek için düzenli aralıklarla sayım yapılır. Çin kaynaklarına göre Shanyu döneminde savaşacak düzeyde tebaanın sayısı 140 bin kişi olarak gösterilir.
Bölgeleri adlandırmalarında ise Çin etkisi görülür: Örneğin bozkır tarzı yüzünüzü KUZEYE çevirerek bakarsanız BATI’YI görürsünüz. SOLA Baktığınızda da DOĞU’YU. Bakılan yönlerin renkleri de vardır. DOĞU=MAVİ/BATI=AK/KUZEY=KARA=TÜRK BOZKIR SEMBOLÜ/GÜNEY=KIZIL sembolize eder.
B-HUNLARIN SİYASİ TARİHİ:
M.Ö.2.yy başlarında Hunlar’da birbiriyle bölgede rekabet eden bozkır boylarından birisiydi. Touman’dan sonra Modu (Bagatur) boyları bir araya getirerek ilk devletin temellerini atıyor. Modu gücünü kabul ettirmek için babası başta olmak üzere ilk önce soyluları alt ediyor. Sonra ki yüzyıllarda Çin ile mücadeleyi Hunlar kaybedecekti. Ancak Çin sarayında da önemli bir Türk ve Türk Hanedan ailelerinden oluşan ciddi bir nüfus yaratılacaktı.
C-ORTA ASYA VE GÜNEY ASYA HUNLARI:
Orta Asya’da kalan Hunların tarihi Avrupa Hunlarının tarihi kadar iyi bilinmez. Hunların, Batı ve Doğu Hunları olarak ayrılmaları zamanla farklı kimlikler ile ırkların içinde erimelerini kolaylaştırmıştır.
1-KİM BU AK HUNLAR?
Orta Asya Hunlarına ilişkin Çin kaynakları bilgilerine şüpheli yaklaşılmakta. Buna karşılık Hint ve Roma kaynaklarında bir takım bilgilere rastlamaktayız. Hint Kaynakları Hunları (Sveta=Beyaz) şeklinde tanımlamaktadır. AK HUNLAR adı da buralarda karşımıza çıkıyor. AK HUNLAR ile AVRUPA HUNLARI aynı atadan mı gelmektedir? AK HUNLARIN Soyları daha farklı mı? Soruları araştırılmaya devam ediyor. Ancak şu bir gerçek ki Avrupa Hunları ile AK HUNLAR aynı imparatorluğun devamıdır. Bugün ki Afganistan bölgesinde yaşayanlar da EFTALİT HUNLARI’nı oluşturmuştur. Aynı sorular EFTALİT HUNLARI için de geçerlidir. Bölgede Eftalit Hanedanı döneminde AK HUNLAR altın çağlarını yaşarken İran’da yaşayan Sasanilerle de çok da dostane ilişkileri olmamıştır. 7.yy’da Arap çöllerinde doğan İslamiyete karşı da bölgede yaşayan Hunlar, direnmiştir.
2-AK HUNLARIN SİYASİ VE TİCARİ ÖRGÜTLENME KÜLTÜRÜ?
Eldeki sınırlı bilgilere rağmen Avrupa Hunları ile aynı örgütlenme yapılarına sahip olduğunu görüyoruz. Taht babadan oğula geçtiği gibi amcadan yiğene de geçiyor. Seçkin sınıfın yapay kafatası şekillendirme kültü var. Hindistan ve bölgeye de Eftalit Hunlarıyla birlikte yarı feodalizm yönetim biçimi geldi. “Yakıp yıkan yağmalayan ve haraç güzâr bozkır hanedanlığı “ olarak anlatılan (Çin ve diğer rakip-düşman kaynaklar tarafından)Hun benzetmesi de bölgede yalandan ibaret olduğu ortaya çıktı. Semerkant, Buhara, Paykent, Pencikent, Soğd şehirleri altın çağını Eftalik AK HUNLAR döneminde yaşadı. Çünkü Hunlar, fethettikleri bölgelerin hemen ticari hayatını düzenliyorlar. Ekonomik ve para sistemi gelişiyordu. Kidarit ve Eftalitler döneminde ikiye bölünmüşlük devam ederken diğer haklar arasında birlik sağlanıyordu dönemlerinde. Buna karşılık AK HUNLARIN seçkin sınıfı bulundukları KUŞAN HİNT, İRAN SASANİ, SOĞDLARIN kültürlerine hızla uyum kurma özelliklerine sahiplerdi. Bölgede Eftalitlere ait çok sayıda sikke, mühür , yazıt çıkartılmıştır. AFGANİSTAN’DA KÖTÜ ŞÖHRETLİ TALİBAN DÖNEMİNDE, PARÇALANAN DEV BOYUTLU MEŞHUR BAMİYAN BUDHALARI MUHTEMELEN AK HUNLAR DÖNEMİNDE YAPILEN ESERLERDEN.
Bulunan pek çok AK HUN eseri arasında yer allan Sikkeler de çok dilliydi. Soğdça, Farsça, Baktriyaca, Brahmi dillerinde metinler içeriyordu bu sikkeler. Ayrıca Eftalitler Baktriyatça, Pehlevi, Kharotshi ve Brahmi dillerini kullandıkları da bilinir.
3-HUNLARIN İRAN VE HİNDİSTAN’A ETKİLERİ:
Hun Eftalitleri M.S.6.yy’da yine bir Türk devleti olan GÖKTÜRKLER tarafından yıkıldı. Hunlar şaşırtıcı bir şekilde Sasani İran kimliğini güçlendirdi. Hindistan’da ise yerel yöneticilerle birleşen Hunlar farklı bir yönetici sınıf yaratmış. Bu sınıf güçlenerek Hindistan’ın Müslüman Arap akınlarına direnmiştir. Hatta Hindistan’da savaşçı ve cesurluğuyla ünlü RACPUTLERUN ortaya çıkmasına da AK HUNLAR-EFTALİTLER neden olmuş gibi görünüyor.
D-AVRUPA HUNLARI (HUN ÖNCESİ AVRUPA):
Avrupa Hunları M.S.3.yy’da Roma-Bizans (Yunan) kaynaklarında karşımıza çıkıyor. Ayrıca Türki grupların Batıda M.S.2.yy’da da at koşturduğu yazılmaktadır. Hunların Rusya’daki Alanlar ile Türki Dingling boylarının yaşadığı bölgelere geldiklerinde buralarda zaten Türklerin yaşadığı anlaşılmaktadır.
HUNLAR’ın geldiği sıralarda dönemin batısı üç ayrı grubun baskısı altındaydı.
– Sarmatlar,
-Güney Rusya’da Kuban bozkırında Alanlar,
-Cermen dilinde konuşan Gotlar,
-Franklar çok sayıda başına buyruk gruplardan oluşuyordu.
-Roma etki alanında bulunan topraklar.
Çin’in saldırıları ve saray entrikalarıyla yıkılmasına neden olan Hunların bir kısmı ise Batı Hunlarını kurdular ve Avrupa’ya yönlerini döndüler. Bu şartlar altındaki topraklarda Hunların önlenemeyen yayılma süreci başladı. Hunların namı kendilerinden önce Balkan ve Roma vilayetlerine akın eden GOT ve ALAN mültecilerin anlattığı hikayelerle çoktan ulaşmıştı. Bu sayede Hunların yanına Roma’nın çok sayıda firarı kölesi ile Romalı asker kaçakları da dahil olmuştu. Bu dönem bunlar Tuna bölgesindekiler sahte-ya da öncü Hun birlikleriydi. Gerçek Hun birliği bu dönem Kuban bozkır bölgesindeydi. Hunlar artık M.S.378’lerde Macar düzlüklerindeydi. Roma ve İran Sasanileri ‘ne düzenledikleri akınlar meşhur olmuştu. Roma her seferinde Hunlara yeniliyor ancak Hunlar çekildiğinde kendisini galip gelmiş gibi gösteriyordu. Bu alışılmış bir duruma dönmüştü.
Hunların artık BATIDAKİ İMPARATORLARI olarak:
ULDİN/RUA/OKTAR/BLEDA/ATİLLA/MUNDZUK/AYBARS ve dönemleri ile ilişkileri karşımıza çıkmaktadır.
-HUNLARIN AVRUPA’DA SİYASİ ÖRGÜTLENMELERİ NASILDI?
O dönem için hiçbir gücün karşı koyamayacağı askeri gücü vardı. İç Asyalılar sanılanın aksine barbar değillerdi. Tam tersi bozkır insanının çevik ve heybetli askeri gücüne sahiplerdi. Bozkır hakları değer verdikleri bir siyasi gücün altında birleştiklerinde önüne geçilemiyordu. Bu ordu artık Avrupa’da savaş makinesine dönüşmüştü. Ordu modeli, Avrupa’ya taşınmıştı. Hunların kralları için yaptıkları gösterişli mezarları da ve diğer eşyaları Avrupa’daki Hun varlığının en önemli alametleridir.
Hunlar beraberlerinde önemli bir tarım işçisi getirmişlerdi. Bürokrasi, sanılanın aksine tamamen Yunan-Bizans’ın elinde değildi. Roma bürokrasisinin zirvesindeki ONEGESİUS’un HUN olması yüksek bir olasılık. Çift başlı imparatorluk geleneği doğunun bozkırların geleneğidir. (Altı soylu geleneği)
Hunlar’da altı boynuz vardır. Bunun anlamı: İmparatorluğun dört temel birimini dört asıl kral idare eder. Romalılar, Hunlardan pek çok şey almışlardır. (Daha önce İSKİTLER’den almışlar.) Hükümdarları için ağıt geleneği bunların en yaygınıdır. Sonuç olarak: Avrupa’da bu oranda kitlesel bir göç hareketi ancak sistemli bir devlet geleneği sayesinde gerçekleştirilir. Bu durumda HUNLAR düpedüz Devlet ÖRGÜTLENMESİNE SAHİPLERDİ.
-AVRUPA HUN DEVLETİNİN YIKILIŞI:
İran dahil olmak üzere bölgede çok geniş bir sahada savaşan Hunlar güç kaybediyordu. Bu güç kaybının da pek çok değişik sebebi var. Bilinen M.S.467-469 tarihleri yaptıkları savaşlar artık Avrupa Hun Devleti’nin geri dönülemez biçimde dağılacağını gözler önüne serdi. Dolayısıyla Atilla sonrası süreçte ARDARİK/EDEKO/VALEMER adlarında hükümdarlar Hunları karşı duran MİLLİ CERMEN isyanlarının lideri değil ; HUN SEÇKİNLERİ YA DA PRENSLERİYDİ. Hatta meşhur Avrupa’nın ortaçağ kapısını da aralayanlar seçkin Hun kökenli Roma Cermen prenslerinin soyundan gelenler olacaktı.
E-KARADENİZ-BOZKIR HUNLARI (UTRİGUR-KUTRİGUR-BULGAR) HUNLARI:
Batı ve Doğu Hunlarından geriye OGURLAR, BULGAR HUNLARI, KAFKAS HUNLARI KALDI. Hepsi de kendi içinde ayrıca incelemeye değer topluluklarıdır. Avrasya gerçekliği olan Hunları anlamak için tarihlerine , arkalarında bıraktıkları ve etkisi bugünlere kadar ulaşan zengin mirası ancak Avrasya penceresinden bakarak anlayabiliriz.
Derleyen: Nurten ERTUL
Etiketler
Daha Fazla Göster

Nurten Ertul

Gazeteci / Yazar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı