Köşe Yazıları

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan”

Sevgili okurlar, bu yazımızda Tarihe damgasını vurmuş ve dünya tarihine yön veren bir medeniyetten bahsedeceğim.

Türk Milleti dünya tarihinin adından söz ettiren en eski medeniyetlerinden biridir. Ortaya çıkışımızdan günümüze kadar sayısız devlet kurmuş bir milletin evlatlarıyız. Şuana kadar bilinen en eski devletimiz Asya Hun Devletinden bugün en son bağımsızlığını kazanmış Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine kadar yüzlerce devlet kurmuş bir milletiz. Çünkü biz teşkilatçı bir toplumuz.

 

İki Türk bir araya gelse ilk yaptığımız siyaset yapmak, devleti yeniden kurmak olur. Bu bizim genetik özelliğimizdir. Yönetilmeyi sevmeyiz hele başka bir milletin egemenliğinde yaşamaktansa ölüme razı oluruz. Teşkilatçılığımızın en güzel örneğini Gazi Mustafa Kemal’in sözü ile pekiştirebiliriz:

“Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”

Dünya coğrafyasını masaya yatırdığımızda gitmediğimiz bir bölge olmadığını göreceğiz. Her göç ettiğimiz bölge de mutlaka bir devlet kurmuşuz ve orda ki toplumları sosyal-kültürel açıdan derinden etkilemişiz. O yüzden dünya edebiyatında destanlara en fazla konu olan yine Türk Milletidir. Rusların/İgor destanında olsun Alman/Nibelungen olsun ister İngiliz ister Çin destanları olsun hepsinin de ortak konuları Türkler olmuştur.

Bugün dünya coğrafyası üzerinde nereye giderseniz gidin mutlaka bir Türk izine rastlamak mümkündür. Ben bu konu gündeme geldiğinde hep şunu söylerim, dünyayı ikiye ayıracak olsak Türkler ve diğerleri şeklinde ayırabiliriz.

Sevgili okurlar, şunu da belirtmekte fayda var. Türkler, Talas savaşı ile İslamiyet’i kabul ettikten sonra İslam Dininin bayraktarlığını yapmaya başlamış ve İslam’la özdeşleşmiştir. Avrupa medeniyeti yani haçlı zihniyeti bütün İslam coğrafyasını Türkler olarak görmektedir.

Bugün Türkiye Cumhuriyetini 784 bin kilometre kareye sıkıştırmaya çalışanlar devletimizi yüceltmekten çok küçültmektedir. Çünkü Türk Devlet anlayışı ki Atatürk’ün ilkelerini çizdiği bağımsız Türk Cumhuriyeti 784 bin kilometreye sıkıştırılamayacak kadar büyük ülkülere sahiptir. Başta Misakı Milli hedeflerimizi hala unutmamız gerekmektedir.

Bazen diyorlar ki, ne işimiz var Irak’ta Suriye’de?

Ne işimiz mi var?

Misakı Millimiz var, Süleyman Şahımız var, Kılıç Arslan’ımız var, Selahattin Eyyubi’miz var, atamızdan yadigâr yüzbinlerce Türk var, bizden dün olduğu gibi bugünde imdat bekleyen milyonlarca mazlum var.

Ne işimiz var Mısır’da, Libya’da, Cezayir’de, Tunus’ta?

Sevgili okurlar tarih bilmeden hamaset yapmak o kadar kolay ki,

Oysaki uzağa gitmeye gerek yok. 100 yıl öncesine gitmek yeterlidir. 100 yıl önce Mustafa Kemal ve silah arkadaşları oraya niçin gittiyse bugünde Türkiye Cumhuriyeti o ruh ile oraya gitmesi gerekmektedir. Kurtuluş Savaşını en önemli safhalarında Trablusgarp topraklarından çıkıp Türk Milletine yardım için koşan Şeyh Sunisi için orada olmalıyız.

Ayrıca Türkülerimizi incelediğimizde Cezayir Türküsünün nedenli önemli yer tuttuğunu hiç dinlemedik mi Özay Gönlüm ’den, bir dinleyin derim.

“Cezayir’in harmanları savrulur

Savrulur da sağ yanına devrilir

Eller annem der de başım çevrilir

Çelenleri mermer taşlı Cezayir

Güzelleri hilal kaşlı Cezayir”

Onun için Cezayir topraklarında olmalıyız.

Sevgili okurlar;

  1. Abdülhamid dönemi devlet adamlarından Halil Rıfat PaşaGidemediğin yer senin değildir’ diyor.

Halil Rıfat Paşa’nın sözünde de belirttiği üzere, gidemediğin, ulaşamadığın, dokunamadığın, varlığını hissedemediğin yer senin değildir.

O yüzden bir kez daha belirtmek istiyorum, devletimiz 784 bin kilometre kareye sığdırılamayacak kadar büyüktür. Her yer de dün olduğu gibi bugünde olmalıyız.

Kosova da, Bosna da, Kıbrıs ta, Doğu Türkistan da, Irak ta, Çin de maçin de her yerde olmalıyız.

Dedem Kültiğin kitabesinde;

“Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına dek, onun içindeki millet hep bana tâbidir.” diye belirtiyorsa, bugünde aynı ruhla hareket etmemiz gerekmez mi?

Sevgili okurlarım;

Ziya Gökalp’in Turan Şiirinde de söylediği gibi

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan

Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan”

 

Daha Fazla Göster

Abdullah Şahin

Tarihçi – Yazar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı