Köşe Yazıları

Neler Oluyor ? 

Uzun süredir yurtdışında İngiltere’de yaşıyorum. Türkiye’den epeyce uzak kalmış olduğumu, bir çok şeyin değişip farklılaştığını şimdi pandemiden dolayı burada, Türkiye’de olduğum için ve bol bol TV izlediğim için fark ediyorum.

Özellikle daha önce de bahsettiğim gibi izlediğim gündüz kuşağı programları beni şaşırtmaya devam ediyor. Esra Erol’undan, Müge Anlı ’sına, Gerçeğin Peşinde ’sinden, magazin programlarına kadar hepsinde hemen hemen aynı tanımlamayı duyuyorum; “imam nikahlı eşim”.
Gencecik kızlar genelde sosyal medyadan tanışıp, evlerinden kaçıp evli sevgililerinin yanlarına gidiyorlar. Arkasından imam nikahı kıyılıp bu çirkin ilişki lafta meşrulaştırılıyor. Sonra da evdeki resmî nikahlı eş ile aynı evde mutlu mesut yaşıyorlar.
Benim bildiğim, yıllar önce ayrıldığım Türkiye’de böyle bir şey yoktu. Hem de taaaa 1926 yılından beri. Tam da bugünlerde 17 Şubatta 95. yılını kutladığımız Türk Medeni Kanununun kabul edildiği tarihten beri.
Ata’mızın önderliğinde 1926 yılında Türk Medeni Kanununun kabul edilmesiyle ailede kadın erkek eşitliği sağlanmış, yapılacak evliliklerde resmî nikah yapma zorunluluğu ve tek eşle evlilik yapılması esası getirilmiş, kadınlara toplum yaşayışı içerisinde istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanınmış ve de mahkemelerde tanıklık yapma ve miras ile boşanma konularında kadın ve erkek eşit hale getirilmiştir.
Tüm bunların yanında tabi ki isteyen imam nikahını yapardı ama mutlaka öncesinde ya da sonrasında resmî nikah kıyılırdı.  Şimdi öyle bir hal almış ki bu imam nikahı sanki çok normalmiş, resmî nikaha gerek yokmuş, herkes imam nikahı ile istediği kadar evlenip çoluk çocuk yapabilirmiş gibi bir hal almış.  Hatta Türk Medeni Kanununu unutup, çıkıp bizim sülalede resmî nikah yapılmaz diyenler bile var! İleriye gideceğimize geri mi gidiyoruz? Neler oluyor güzel ülkemde?
Nasıl resmî nikah olmadan tek başına kılınan bu imam nikahları normalleşti böyle? Nasıl resmî nikahlı evli bir eş, imam nikahlı bir başka eş getirince bu normal sayılabiliyor? Nasıl bu kadar cahilleşebiliyoruz? Tekrar çok eşliliğe mi dönüyoruz?
Gerçekten bunlara akıl sır erdiremiyorum. Bizim gibi genç, modern, gelişmekte olan bir ülkede böyle geçmişe, geriye doğru adımlar atılmasını anlayamıyorum.
Ulu önder Ata’mızın anlamlı sözleri ile yazımı noktalamak istiyorum.
“Medeniyetin esası, ilerlemesi ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayattaki fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve politik beceriksizliği doğurur.”
“Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder.”
“Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır.”
Daha Fazla Göster

İlkgül Karaca

Gazeteci / Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı