Köşe Yazıları

Nerede bu aşk yahu?

Aradık aradık bulamadık, bulduk sandık kaybettik dedik, beni mi bulacak ben aşk yaşamayı başaramıyorum ki dedik ve aşk bizi terk etti. Nerede bu aşk yahu? Şimdi buradaydı. Ne oldu anlamadık değil mi? Ben biliyorum aşkın nerede olduğunu. Siz de bulmak istiyorsanız yazıyı sonuna kadar gülümseyerek, eğlenerek okuyun.

Aynanın karşısına geçelim mi birlikte? Geçtiysek iyice kendimize bir bakalım. Evet, sevgili dostum. Seni tanıştırayım, şu an aşka bakıyorsun. Aşk sensin. Aşkını aktive etmediğin için aşk yaşayamıyorsun. Aşkı başkasında aradığın için, ararken de zihinsel kriterler oluşturduğun için aşkı bulamıyorsun. Arada bir teslim olup yaşamaya çalışıyorsun ama zihnin o kadar arsız ve şımarık ki, bu da değil, bana uymadı diyerek kendini kandırıyorsun.

Yaş, mevki, ekonomik kaynaklar, yaşam alanı, sosyalleşme alanı, aile kalitesi, giyimi, sahip oldukları, sahip olmadıkları, kusurları gibi özellikleri alt alta yazıp yanlarına tik atmadıkça aşkın kimyasallarının beynini sarmasına izin vermiyorsun. Oysa çok basit âşık olmak. Aşk yaşamak çok kolay. Zorlaştıran imkansızlaştıran sensin.

Ben mi suçluyum şimdi? Dediğini duyar gibiyim. Evet, sen suçlusun. Sen gerçekten aşk yaşamanın derdinde değilsin ki. Derdin, El âlem Cumhuriyeti ilişkisi yaşamak. Herkesin onayladığı bir ilişki derdine düşer, yanıma yakışsın, cüzdanıma uysun, hayallerimi gerçekleştirsin bana karışmasın, beni kaliteli bir etiketle yanında taşısın, beni eğlendirsin, tatmin etsin, gezdirsin, kaliteli yaşatsın derken, sen kendi ilişki şirketine bir personel alma çabasında olduğunun bilincinde olmuyorsun. En iyisi beğendiğin bir bedenin sahibinden öz geçmiş al, banka hesap bilgisi iste, yaşam alanını ve sosyalleştiği kişilerin statülerini öğren, sertifikalarına bak, kaç dil biliyor öğren, o da önemli. Yurtdışına lüks tatillere kendi imkânlarınla daha önce hiç gidememiş olsan da seni Paris e götürsün istiyorsun ya, yabancı dil o zaman lazım olur. He belki de sen zaten tüm yaşamsal lükslere sahipsin onun ayak uydurması için tam donanımlı bir dekor olması gerekiyordur, kim bilir. İyice bir bak yetkinliklerine. Bak bakalım senin sevgilin olma etiketine layık mı, değil mi? Bunlara uymazsa bir bakıp çıkarsın hayatına ne olacak ki. Senin duygun yoksa onun da olmasın değil mi? Acı çekerse de onun problemi zaten. Seni bağlamaz. Sen kendi duygunla ilgilisin. Haklısın.

Kiminin fiziğine bayıldın, bir süre takıldın. Kiminin makamı, koşulları iyiydi onu da kullandın. Kiminin cinsel performansı tatmin ediciydi sıkılasıya kadar tükettin. Kiminin seni sevmesi, sana tapar gibi itaat etmesi egona iyi geldi onu da sömürdün, Kimi de zordu, çabuk elde edemedin, yanında tutamadın, çabalamak hoşuna gitti ama hedefe ulaşınca hevesin kaçtı. Olsun. Zaman su gibi akıp geçti. Hayatında bir

sürü kalabalıklar oldu ama bu kafayla devam ettiğin için henüz aşkı bulamadığından yakınıyorsun.

Aşk yok dostum, haklısın. Bu kafada olana, duygusunda bencilleşene, vermeden alma isteğinde olana, insan kullanana, vicdansızlara, partnerini insan gibi görmeyip empati kuramadan kıymetsizleştirene, yanmadan yakanlara aşk yok. Sevgi hiç yok. Bu sebeple gerçek aşka kadar kapalıyız. İçeride tadilat var. Çevredeki yüreklere verdiğiniz zarardan dolayı özür dilemediğiniz sürece de aşk kapalı. Yollar tıkalı. Yürekler kör. Bilmem anlatabildim mi?

Birkaç paragraf kadar aşksızlara atarımızı yaptıktan sonra, neden âşık olamıyoruz, aşkı bulamıyoruza da bir bakalım. Hayatımızda olumsuzluk olasılıklarına tutunmaya bayılıyoruz ya da isteklerimiz hiç bitmiyor. Beklentilerimiz çığ gibi her an büyüyor. Egomuzun okşanma görevini elalame bırakıyoruz. Onaylanma arzusu yüzünden de maalesef aşksız kalıyoruz. Bazen de geçmiştekilerin öcünü geleceğimizdekilerden alıyoruz.

Aşkın bizim kapımızı çalması için olumsuz düşüncelerden ve arsızlıklardan kurtulma zamanı geldi. Madem amacımız aynı. Bu yazıyı da merak edip okuduğuna göre, hadi bakalım güzel bir çalışma yapalım şimdi. Aşk’ça konuşmaya hazır mısın? Şimdi AŞK kelimesini oluşturan harflerden aşk hallerini yazdım. Oradan başlayalım istedim.

– Avarelik- Aşırılık – Arsızlık – Alışkanlık

– Şımarıklık – Şirinlik – Şairlik

– Kimliksizlik – Korkaklık – Kıskançlık

Aşk kimyasalları hayatımıza bir an içinde yerleşir. Ben buna kısaca ŞOK diyorum. Şok etkisi gibi aklınıza bile gelmeyen ama daima hayalini kurduğunuz bir heyecanın içinde bulursunuz kendinizi. Uyanmak istemediğiniz bir rüya gibi hissedersiniz. Bu ŞOK=AŞK halidir. Daha önce ya da uzun zamandır hissetmediğiniz bu şok etkisindeki heyecana, aşk diyoruz. Aşka geçiş yaptığımızda beyinsel karmaşa ve hormonların etkisiyle nasıl haller oluyor dediğimizde de az önce Aşk kelimesinin harflerine göre hazırladığım tanımları sıralayabiliriz.

Kendinizce aşka bulaştığınızda aldığınız yaralar ve yıkılmışlıklarınız var. Bunun asıl tanımı aslında işinize gelmeyen şeyler olmuş demektir. Yani sizin yönetemediğiniz durumlar nedeniyle egonuz tatmin olmamıştır ve aşk yaşama süreniz bitmiştir. Birine biz aşk dersek o bize demek zorunda değil ya, işte bu bile aşktan vazgeçiş için bir neden. Biz ilişkiyi bitirmek istemediğimiz için gideni hep suçlarız ve bir daha aşka kapı açmaktan da korkarız ya, bu da başka bir neden.

Aşkı elimizin tersiyle itmek için bilinçaltımızda ne kadar çok bahane vardır tahmin bile edemezsiniz. Şöyle düşünün birini sevmek için kendimize bahane

yaratmak zorunda değilizdir ama sevmemek için bilinçaltımız sürekli bir şeyler bulur. Sevilmediğimiz sevmediğimiz bir ilişkide sırf başka tatmin duyguları için sürdürebilmek adına bahaneler üretmeyi severiz mesela ya da ilişkiyi bitirmek isteyen taraf bizsek birçok bahane sunabileceğimiz gibi partnerimizde sayısız kusur yaratabiliriz. İnsan böyle. Değişik bir mekanizma. Tanımlamak zor.

Sevmek için bahane yaratmak yerine sevilmek için sebep yaratmaya odaklanmadan aşk gibi güçlü bir hayat tılsımını aktive ederek şahane anılar biriktirebiliriz. Şimdi şuradan başlıyoruz.

“Aşk beni mi bulacak? Ben çok duygusalım, aşk bana yasak, çok üzülüyorum sonra. Aşk bana göre değil. Beni iyisi bulmaz. Aşk diye bir şey yok. Ben kimseye güvenmiyorum. Aşık olunca hayatım altüst oluyor. Düzenimi bozamam. Aşık olunacak insan mı kaldı. “ Gibi cümle kalıplarını hayatımızdan çıkartıyoruz. Kazıyarak siliyoruz, izi kalmıyor. Anlaştık mı? Yerine de şu cümleleri alıyoruz;

“Aşk yaşamak istiyorum. Aşk her zaman güzel. Aşk bana daima güzellikler, iyilikler getirir. Beni aşk güzelleştirir. Aşk beni hayata bağlar. Ben aşkı hak ettim. Aşkın varlığına inanıyorum ve aşka güveniyorum. Ben güvenilir biriyim ve daima aşk bedenime güvenebilirim. Aşkı tüm duygularıyla yaşamayı seviyorum. Aşk beni mutlu ediyor. Mutluluk istiyorum. Huzur istiyorum. Benim gibi mutluluk ve huzur isteyen aşk bedenimle yaşayacağım. Aşk hayatımı olması gereken şekle getirir. Aşk yaşamı düzenler. Aşk bedenimle aynı taraftayız ve aynı yolda yol arkadaşıyız. Aşk ile birlikte yaş alacağım. Aşk benim yaşamımın en değerli hediyesidir. “

Sanırım ne yapmak istediğimi anladınız. Duygu enerjisiyle dünyayı değiştirebileceğimizi biliyoruz da hayatımızı değiştirebileceğimizi neden kabul etmiyoruz? Geçekten susturulmuş bilinçaltı ve tatmin edilmeyi bekleyen arsız egonuzla baş etmeyi başarabilirseniz, aşk sizsiniz.

İlişkiler neden devam etmiyor biliyor musunuz? Empatiniz çalışmıyor. Arıza var. İyileştirin. Gideni de, kalanı da, geleni de anlamaya çalışın. En önce kendinizi anlayın, herkesi anlayacaksınız. Empatinin olmadığı yerde insanlık yoktur. Aşk nasıl var olsun?

Hadi bakalım. Bolca aşk anısı biriksin artık. Dünyanın aşk kokmaya ihtiyacı var.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı