Köşe Yazıları

PARTNERLERİMİZİ NEYE GÖRE SEÇERİZ ?

AŞK NEDİR?

Aşk; en temel kavramıyla bir kimseye ya da bir kişiye karşı duyulan aşırı ilgi, aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Fakat aşk herkes için farklı anlamlar barındırabilir. Kimisi için midede kelebeklerin uçuşması, ayakların yerden kesilmesi, ondan başkasını düşünememe olsa da kimileri için en büyük ıstıraptır. Peki aşk ne değildir? Aşk sevgi değil, cinsellik değil, tutku değil, samimiyet değildir. Bazen bu kavramların hepsini barındıran, bazen hiçbirini barındırmayandır.

KİME AŞIK OLURUZ?

            Aslında duygusal ilişki ödipal dönem ( kız çocuğun babaya ilgisi, erkek çocuğun anneye ilgisi ) dediğimiz dönemde başlar. 3 yaşında başlar. 5-6 yaşına kadar devam eder ve çocuğun ebeveyni olan hemcinsiyle özdeşleşmesiyle devam eder. Bu sağlıklı olandır. Fakat bazen bu dönemde baba kız çocuğa, anne erkek çocuğa karşılık vermeyebilir. Çocuk ebeveyni olan karşı cinse karşı kendini beğendirme çabasına girebilir. Biz çocuğun ebeveyni olarak çocuğuğa karşılık vermeliyiz. Tabii karşılık dediğimiz şey kısmi olmalıdır. Burada iki durum meydana geliyor. Birincisi; çocuk karşı cinsten olan ebeveynine sahip olmamalıdır. Örneğin; çocuk karşı cinsten ılan ebeveynle uyumak isteyebilir. Ama bizim tutumumuz “sen istemiyorsan annenle/babanla uyumam” gibi olmamalı. Daha çok “sen annenle/babanla uyumak istiyorsun ama senin yatağında sen, benim yatağımda ben yatmalıyım” gibi çocuğa açıklayarak ifade edilmeli. Bir diğeri ise; çocuğun karşı cinste hiç karşılık bulamamasıdır.

Bu durum çocuğun duygusal ilişkilerinde problem yaşamaya neden olabilir. Dolayısıyla bu dönem içerisinde bazen fiksasyonlar (saplantı) meydana gelebilir. Ve bunun ardından şöyle bir şey gerçekleşebilir. “Babam, küçükken şiddet gösteriyordu. Şuan kocam da aynı şekilde ya da annem, küçükken hep alkol alırdı. Şimdi erkek arkadaşım da öyle” gibi durumlar oluşabilir. Bu döngülerin tekrar etmesi aslında bizim ebeveynlerimizin yarattığı türevlerini aramamıza neden olur ve bu türevleri arama isteğimiz farkında olmadan gerçekleşir.

Bu durumdan yola çıkarsak aslında aşk bir aktarımdır. Aşk, benden ve ondan parçalardır. Aynı zamanda ömrün ilk yıllarına dönme arzusu, ilk nesne olan anneye simbiyoz (anne ve çocuğun bir bütün olduğu durum) şekildeki ilişkiye duyduğu hasrettir.

PARTNERLERİMİZİ NEYE GÖRE SEÇERİZ?

* Coğrafi Konum: Yakın çevremizde olan kişilerle daha çok ilişki içinde olabiliriz. Örneğin; aynı iş yeri, aynı okul, aynı şehir, aynı bina…

* Fırtınalı Bir Dönemde Olması: Bir ayrılık, aile problemleri, işimizi kaybetmemiz, kayıp yaşadığımız dönemlerde karşımıza çıkan kişilere aşık olma ihtimalimiz çok yüksektir.

* Fiziksel Çekim: Fiziksel anlamda çekici bulduğumuz kişilere aşık olma eğilimimiz daha yüksektir.

* Dostluk: Bir ömür boyu konuşabileceğimizi düşündüğümüz, paylaşım yapabileceğimiz, tartışabileceğimiz insanlara daha çok aşık olabiliriz.

* Engeller: Eğer bir engel varsa (dini engel, aile engeli, mesafe engeli, yaş engeli) bu ilişkileri daha cazip görme eğiliminde olabiliriz.

 

Şimdi biraz düşünelim..

* En yoğun duyguları beslediğimiz partnerimizin hangi özelliği dikkatinizi çekmişti?

* Aklınıza daha çok fiziksel özellikleri mi geliyor yoksa kişilik özellikleri mi?

 

Bu sorularda aklınıza gelen olumsuz yorumlar varsa ebeveyn figürünün türevi olma olabilir. Olumlu hiçbir şey göremeyip fakat yine de devam ettiğiniz uzun bir ilişkiniz varsa bu sizinle ilişkilidir. Ebeveynlerimiz, ebeveynle olan bağımız, ihtiyaçlarımızın karşılanmaması, travmatik deneyimlerimiz, giderilmemiş ya da aşırı giderilmiş ihtiyaçlarımız, güven kırıklıkları gibi sayılabilecek maddelerin sonucunda duygusal ilişkilerimiz ve partner seçimimiz olumsuz yönde etkilenebiliyor.

 

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı