Köşe Yazıları

VİCDANLAR YİNE SOKAĞA BIRAKILDI: ÇEŞME’NİN DEĞİŞMEYEN SEZON SONU DRAMI!

Türkiye genelinde 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, sahipsiz hayvanların yaşam mücadelesi, bakımevlerinin durumu, mevzuat ve hayvan refahına ilişkin tartışmaları altında karşılanırken, yazlık bölgelerde kronikleşen sokağa terk krizi giderek derinleşiyor. Konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Çeşme Doğa ve Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği Başkanı Semra Çetinsoy, özellikle turizm merkezlerinde her sezon sonunda sokağa bırakılan evcil hayvanlardan bakımevlerine, yaban hayatından çiftlik hayvanlarına kadar yaşanan sorunlara dikkat çekti. Mevcut tablodan duyduğu endişeyi dile getiren Çetinsoy, "Bu yıl da 4 Ekim'i kutlamıyoruz, çünkü kutlanacak bir durum ortada yok" diyerek; sistemli sahiplendirme, zorunlu eğitim programları, Hayvan Refahı Genel Müdürlüğü ve Hayvan Refahı Fonu’nun acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Sonbaharın gelişiyle birlikte kıyı şeritlerinde sahipsiz hayvan nüfusunun kontrolsüz şekilde tırmandığını belirten Dernek Başkanı Çetinsoy, ev ortamında büyüyen canlıların sokakların sert şartlarında tek başlarına hayatta kalamayacağını vurgulayarak; kamu tesislerinin, okulların ve fabrikaların sahiplendirme seferberliğine ivedilikle dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.

ÇETİNSOY’DAN ÇAĞRI: “SESSİZ KULLARIN ÇIĞLIĞI İÇİN ARTIK SOMUT ADIM ATILMALI”

4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü, dünya genelinde can dostlarımızın yaşam haklarına dikkat çekmek için her yıl takvimlerde yer alsa da, son yıllarda artan hak ihlalleri, şiddet vakaları ve habitat yıkımları nedeniyle artık bir “kutlama” günü olmaktan çoktan çıktı.

Hayvan hakları savunucuları ve uzmanlar, bu özel günün bir festival havasında geçmesinden ziyade, evlerimizdeki evcil dostlarımızdan yaban hayatına, çiftlik hayvanlarından nesli tükenmekte olan türlere kadar tüm canlıların karşı karşıya kaldığı küresel ve yerel krizlerin masaya yatırıldığı bir hesaplaşma ve çözüm günü olması gerektiğini vurguluyor.

Konuyla ilgili çok çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Çeşme Doğa ve Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği Başkanı Semra Çetinsoy, 4 Ekim’in tarihsel sorumluluğunu hatırlatarak insanlığı vicdani bir muhasebeye davet etti. Sözlerine uluslararası sözleşmelere dikkat çekerek başlayan Çetinsoy, “UNESCO tarafından ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5. maddesinde hayvanların yaşam hakkına ilişkin çok açık bir hüküm var. ‘Bir insanın desteğine ihtiyaç duyan her hayvan, uygun beslenme ve bakım görme hakkına sahiptir.’ Ancak ne yazık ki günümüz dünyasında bu beyannamede güvence altına alınan hakların çok uzağındayız. Kontrolsüz nüfus artışı, çarpık kentleşme, yasa dışı avcılık ve ticari çıkarlar nedeniyle hayvanların doğal yaşam alanları her geçen gün daralıyor. Birçok canlı türü, insanların eğlence anlayışı ya da maddi kazanç uğruna işkenceye, kötü muameleye ve sömürüye maruz kalıyor. Tüm bunlar hayvanların yaşamını tehdit ederken toplum vicdanını da yaralıyor Hayvanların yaşam hakkını korumak, bugün insanlığın en temel vicdani sorumluluklarından biri” diye konuştu.

ÇEŞME’DE HER EYLÜL AYNI SORUN

Özellikle turistik bölgelerde yaşanan dönemsel terk etmelere sert tepki gösteren Dernek Başkanı Çetinsoy, Çeşme örneği üzerinden uyarılarda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Bir diğer hayvan mağduriyeti, bizim de Çeşme’de özellikle her eylül sonu yaşadığımız, sokağa terk edilen hayvanlardır. Ev ortamına, düzenli beslenmeye ve sahipleriyle yaşamaya alışmış bu canlar, terk edildiklerinde bir anda yabancı oldukları sokak koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Yaşadıkları stres ve korkunun yanı sıra yiyecek, su ve güvenli bir alan bulmakta da güçlük çekiyorlar. Birçoğu daha önce yaşadığı evin çevresinden ayrılmıyor, geride kalan ömrünü o kapının önünde, aç ve susuz, sahibinin geri gelmesini bekleyerek geçiriyor.”

HAYVAN SAHİPLENMEK YAŞAM BOYU SORUMLULUK

Hayvanların hediye edilmesini ya da bir eşya gibi alınıp satılmasını eleştiren Çetinsoy, bir hevesle hayvan sahiplenip daha sonra bakımını sürdüremeyeceğini bilen kişilerin, henüz yolun başındayken hayvanı sokağa bırakmak yerine yetkili kurum ve kuruluşlardan destek alınması gerektiğini belirterek,

“Sahiplenme kararı hayvanın tüm yaşamını kapsayan bir sorumluluktur. Bunun için hayvan sahiplenecek kişiler eğitim ve bilinçlendirme programlarına katılmalı. Bu programlara katılmayanların hayvan sahiplenmemesi gerekir. Beslenme, sağlık, barınma ve günlük bakım, hayvanın yaşamı boyunca devam eden bir sorumluluktur. Sahiplenme geçici bir istekle değil, tüm bu sorumluluklar gözetilerek yapılmalıdır” dedi.

ÇİFTLİK HAYVANLARI VE NESLİ TÜKENEN TÜRLER İÇİN KORUMA ÇAĞRISI

Çetinsoy, sokakta yaşayan hayvanların yanı sıra yaban hayatı ve çiftlik hayvanlarının korunmasının da hayvan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

“Çiftliklerde yaşayan hayvanlara özel önem verilmeli. Hayvanlar kapasitelerinin üzerinde çalıştırılmamalı, yeterli yem, su ve dinlenme olanakları sağlanmalı. Nesli tükenmekte olan türlerin korunması ise yalnızca çevresel bir mesele değil, gelecek kuşaklara bırakacağımız doğal miras açısından da sorumluluğumuzdur.”

MODERN BAKIMEVLERİ VE VETERİNER HEKİM İSTİHDAMI ŞART

Yeni yapılan barınak ve yaşam alanlarının mimari ve teknik altyapısına da değinen Çetinsoy, standartların yükseltilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yeni yapılan bakım evleri ve doğal yaşam alanları hayvan refahı açısından kritik bir önem taşır. Buraları sadece barınma amaçlı değil; hayvanların doğal davranışlarını sürdürebilecekleri, özgürce hareket edebilecekleri, sağlık kontrollerinin düzenli yapılabileceği koşullarda inşa edilmelidir. Ve en önemlisinden biri de içerideki hayvan sayısı ile orantılı olacak şekilde uzman veteriner hekimlerin buralarda istihdam edilmesidir” şeklinde konuştu.

ÇEŞME’YE YENİ HAYVAN REHABİLİTASYON MERKEZİ

Çetinsoy, Çeşme’de de hayvanlara yönelik altyapının geliştirilmesi için yeni bir adım atıldığını belirterek şöyle konuştu:

“Çeşme Belediye Meclisi, 7 Eylül 2026 tarihli toplantısında Belediye ile Bridge to Türkiye Fund arasında Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nin yapımına ilişkin işbirliğiyapılması ve gerekli protokolün imzalanması için Belediye Başkanı Lal Denizli’ye oybirliğiyle yetki verdi. Mevcut Veteriner Kliniği ve Rehabilitasyon Merkezi’nde ise sahipsiz hayvanların barınma ve bakımının yanı sıra kayıt altına alma, acil müdahale, kısırlaştırma, aşılama, işaretleme ve sahiplendirme işlemleri yürütülüyor. Yeni merkezin de hayvanların bakım ve rehabilitasyon koşullarının geliştirilmesine katkı sağlamasını bekliyoruz.”

İZMİR’DE 3 BİN 300 HAYVAN SAHİPLENDİRİLDİ

Çeşme’de yeni rehabilitasyon merkezi için hazırlıklar sürerken, İzmir genelinde de sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve sahiplendirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Çetinsoy, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahiplendirme ve yeni bakımevi yatırımlarına ilişkin verileri paylaşarak, “İzmir Büyükşehir Belediyesi verilerine göre son iki yılda 3 bin 300 sahipsiz hayvan sahiplendirildi. Nisan ayı itibarıyla belediyeye bağlı bakımevlerinde yaklaşık 2 bin 300 hayvan ise sahiplendirilmeyi bekliyordu. Bakımevi kapasitesinin artırılması amacıyla Dikili’de 24 bin metrekarelik alanda, 2 bin 500 hayvan kapasiteli Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nın yapımı da sürüyor. Ameliyat ve müdahale odaları, klinikler ve bakım alanlarının yanı sıra sahiplendirmeyi destekleyecek eğitim ve halkla ilişkiler birimlerinin de yer alacağı tesisin 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor” dedi.

TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ’NİN ÇÖZÜM FORMÜLÜ

İzmir’de yürütülen çalışmaların yanı sıra hayvan refahına ilişkin sorunların kalıcı çözümü için ülke genelinde kurumsal bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Çetinsoy, yaşanan kronik sorunların çözümünde Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin (TVHB) stratejik önerilerini desteklediklerini söyledi. “Artık sözün sonuna geldik. Bu yıl kutlamıyoruz, çünkü kutlanacak bir şey yok” diyen Çetinsoy, TVHB’nin acil eylem planında yer alan ve hayata geçirilmesi gereken kritik adımları şöyle sıraladı:

“Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin önerilerinden hareketle artık somut ve kalıcı adımlar atılması gerektiğini savunuyoruz. Öncelikle Bakanlık bünyesinde bir Hayvan Refahı Genel Müdürlüğü kurulmalı. Bu müdürlüğe bağlı olarak çiftlik hayvanları, sahipsiz hayvanlar, yaban hayatı ve deney hayvanları konusunda uzmanlaşmış ayrı birimler oluşturulmalı. Sahipsiz hayvanların, çiftlik hayvanlarının ve nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerin korunması için sürdürülebilir bir mali kaynak sağlayacak bağımsız bir Hayvan Refahı Fonu kurulmalı. Yasaların kağıt üzerinde kalmaması, sahada uygulanması ve ihlallerin etkin biçimde denetlenmesi için Hayvan Hakları Müfettişliği ile Hayvan Refahı Polisi oluşturulmalı. Bir diğer önemli konu da eğitim. Hayvan sahiplenecek kişiler için zorunlu eğitim programları uygulanmalı ve bu eğitimi almayan kişilerin hayvan sahiplenmesine izin verilmemeli. Hayvanların yaşam hakkını korumak için artık geçici çözümler yerine, denetimi, finansmanı, eğitimi ve kurumsal yapılanmayı birlikte ele alan bir sistem kurulması gerekiyor.”

OKULLAR, FABRİKALAR VE KAMU KURUMLARI DA SAHİPLENSİN

Hayvanların karşı karşıya kaldığı şiddet ve kötü muameleye tepki gösteren Çetinsoy, insanların doğaya ve hayvanlara verdiği zararı sorgularken, çözüm için sistemli ve kontrollü sahiplendirmenin yaygınlaştırılması çağrısında bulunarak,”İnsanların hayvanlara uyguladığı cezalar ne yazık ki çok ağırdır. Pek çoğu, hiçbir suçları olmayan canlarından olmaktadır. Bu hayvancıklar insanları gasp mı etmişler, sahtekarlık mı yapmışlar? Dahası doğayı insafsızca bozup dünyanın sonunu mu hazırlamaktadırlar? Tabii ki değil. Onlar sadece yaratılışlarının gereği olan davranışlarla yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktalar. Hiçbir zaman biz insanlar kadar acımasız ve ihanet içinde olmamışlardır. Biz de bu önerilere bir madde koyalım; çözüm için asıl yapılması gereken yasal düzenleme ile sistemli ve kontrollü sahiplendirme işidir. Sahipsiz hayvanların yuva bulabilmesi için bireysel sahiplenmenin yanı sıra farklı modeller de uygulanabilir. Okullar, fabrikalar, resmi kurumlar bu canları kurumsal olarak sahiplenerek onlara yaşam alanları açmalıdır. Sahiplendirme yasal düzenlemelerle desteklenmelidir. Çözüm, bu canları hayatın içine sorumlulukla dahil etmektir” diye konuştu.

“KUTLAMA YERİNE ÇÖZÜM ÜRETMELİYİZ”

Hayvanların korunmasının yalnızca 4 Ekim’de hatırlanacak bir konu olmaması gerektiğini söyleyen Çetinsoy, sahiplendirmeden bakımevlerine, denetimden finansmana kadar sıraladıkları önerilerin hayata geçirilmesini istediklerini belirtti. Hayvanların yaşam hakkının korunmasının kamu kurumları, yerel yönetimler ve hayvan sahipleri başta olmak üzere toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Çetinsoy, 4 Ekim’e ilişkin sözlerini şu çarpıcı cümlelerle tamamladı:

“Konuşmamım başında da dediğim gibi bu yıl da 4 Ekim’i kutlamıyoruz, çünkü bu şartlarda kutlanacak bir şey yok. Hayvanların yaşadığı sorunları yalnızca bir gün konuşmak yerine çözüm üretmeliyiz. Evimizde yaşayan hayvanlardan sokaktakilere, çiftlik hayvanlarından yaban hayatına kadar dünyayı paylaştığımız bütün canlılara karşı sorumluluğumuz var.”

Fulya OMAÇ / ÇEŞME – İZMİR

Daha Fazla Göster

Fulya Omac

Gazeteci

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı